YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6800
KARAR NO : 2012/3098
KARAR TARİHİ : 19.04.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Sivrice Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 17.06.2011 gün ve 48/88 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava konusu 101 ada 114 parsel sayılı taşınmazda tahminen 5 dönüm ve 106 ada 152 parsel sayılı taşınmazda yaklaşık 3000 m²’lik yerin kendisine ait olduğunu, kadastro sırasında hatalı olarak Hazine adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının iptaliyle söz konusu taşınmaz bölümlerinin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 106 ada 152 parsel kapsamında kalan ve teknik bilirkişinin 15.07.2010 tarihli rapor ve krokisinde A ile gösterilen 3686,34 m²’lik yer ile 101 ada 114 parsel kapsamında kalan teknik bilirkişinin aynı tarihli rapor ve krokisinde A ile gösterilen 5170,57 m²’lik yer bakımından tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki nüfus aile kayıt tablosuna göre, davacı murisi … 01.05.1993 tarihinde ölmüş olup, davacı dışında başka mirasçılarının olduğu anlaşılmaktadır. Murisin ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup, dava dilekçesinde taksim hakkında bir açıklama yapılmamıştır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar da dava konusu taşınmazların evveliyatında muris … tarafından kullanıldığını bildirmişler, murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında paylaşım yapılıp yapılmadığını bilmediklerini beyan etmişlerdir. Taşınmazların davacı tarafından kullanıldığına dair herhangi bir beyanda da bulunulmamıştır. TMK. nun 701.maddesinde; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir” şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı Kanunun 702.maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birisinin kendi adına dava açması mümkün değildir. Başka bir anlatımla bir mirasçının elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bir taşınmaz üzerinde tek başına tasarrufda bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Mirasçılardan birisinin açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da dava açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması (olurlarının alınması) veya TMK. nun 640.maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davaya devam edilmesi mümkün değildir. Davacının böyle bir dava açma yetkisi bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.