Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5417 E. 2020/5121 K. 14.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5417
KARAR NO : 2020/5121
KARAR TARİHİ : 14.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, müvekkiline ait taşınmaza elatmanın önlenmesine 50.000,00 TL ecrimisil alacağının davalılardan tahsiline, haksız yapının kaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini, kanunda öngörülen şartlar gerçekleştiğinden taşan kısmın taraflarına uygun bir bedel karşılığında hisseleri oranında tesciline karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müdahalenin meni, kâl ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Dava konusunun davacı tarafından devri HMK’nin 125. maddesinin 2. bendinde düzenlenmiş ve madde metninde aynen “Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devir edilecek olursa, devralmış olan kişi görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder” denilmiştir.
Bu hükme göre dava, taşınmazı devralan üçüncü kişi ile davalı arasında devam edecektir. Bunun için davalının devralan üçüncü kişinin davacı yerine geçmesi için onayı aranmaz. Dava konusu taşınmaz dava açıldıktan sonra davacı tarafından başka bir kişiye devredilirse, bu durumda devralmış olan kişi davacı yerine geçerek görülmekte olan davaya kaldığı yerden devam eder. Ancak bu halde davalı yeni davacıya karşı, kişisel savunma sebeplerini ileri sürebilir. Somut olayda; dava konusu 28 nolu parselin 29.02.2016 tarihinde dava dışı 3. kişiye satıldığı anlaşılmıştır.
Davacının ecrimisil talebi yönünden dava açıldığı tarihte aktif dava ehliyeti vardır. Başka bir anlatımla, davacının haksız işgal tazminatı talebi, davacının taşınmazda mülkiyet sahibi olduğu dava tarihinden geriye dönük 5 yıla ilişkin olduğundan yargılama aşamasında mülkiyetin el değiştirmesi, bu talep açısından davacının aktif dava ehliyetini ortadan kaldırmaz. Hal böyle olunca; ecrimisil talebi yönünden işin esasına girilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacının elatmanın önlenmesi ve kal talebi yönünden ise, Yargıtay ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre HMK’nin 125/2 maddesi gereğince dava konusu taşınmazı devir alan yeni malike resen tebligat çıkartılması gerekmektedir. Hal böyle olunca; Mahkemece yeni malike bildirim yapılmak suretiyle davaya devam edip etmeyeceği hususu üzerinde durularak yeni malikin davaya devam etmesi halinde elatmanın önlenmesi ve kal talepleri yönünden işin esası hakkında karar verilmesi, davaya devam etmemesi halinde ise eski malikin dava tarihindeki haklılık durumu gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulacağı dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.