Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/17943 E. 2012/27822 K. 05.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17943
KARAR NO : 2012/27822
KARAR TARİHİ : 05.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, otomotiv yedek parçaları satışıyla uğraştığını, davalının yanına gelerek borçları olduğunu, iş yerini kendisine devredebileceğini söyleyerek borç istediğini, o an nakit parası olmadığı için kredi kartlarını davalının post makinelerinden alışveriş yapmış gibi geçirerek toplam 18.000,00 TL yı davalıya verdiğini, davalının işyerini devretmeyerek taahhüdünü yerine getirmediğini, başka bir dükkan kiralamak zorunda kaldığını, davalının yine yanına gelerek isterse dükkanı tüm borçlarıyla devredeceğini söyleyince davalıdan dükkanı devraldığını, davalının birikmiş kira borcu, aidat, çek, elektrik, su, işçi borçları olmak üzere toplam 56.298,00 TL borcunu ödediğini, devraldığı dükkanda az mal bulunmasına rağmen o malların davalı tarafından kendisine fatura kesilerek verildiğini, aslında mağazada olmayan malları da bu faturalarla devralmış göründüğünü, 7 adet fatura nedeniyle davalının hakkında icra takibine giriştiğini ileri sürerek, 7 adet fatura toplamı olan 23.754,94 TL nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine , ödeme yapılması halinde ödenen bedelin yasal faiziyle istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının tüm iddialarının, takibe konu fatura tarihlerinden öncesine ait olduğunu, davacının fatura bedellerini ödediğine dair delili bulunmadığını savunarak, davanın reddini, davacı aleyhine % 40 tazminata karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece kısa kararda davanın ve kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK.nun 294.maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.nun 298/2 maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Somut olayda mahkemece hüküm kurulurken kısa kararda davanın reddine ve kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davanın reddine karar verilmekle kısa kararla gerekçeli karar arsında çelişki oluşmuştur. Ayrıca davalı alacaklının İİK 72/4. maddesine göre talep ettiği tazminatın red nedeninin anlaşılamadığı açıkça görülmekle, davalının tazminat talebi hakkında gerekçeli kararda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre davacı ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 05.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.