YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6289
KARAR NO : 2013/8451
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı, davalının yönetimindeki araçla, kendisine ait araca çarparak hasarladığını, tespit raporuna göre 6.858,70 TL parça bedeli, 2.600 TL işçilik bedeli, 500 TL değer kaybı, 750 TL aracın tamiri süresince iş kaybı zararı olmak üzere toplam 10.708,70 TL tutarında zararının olduğunu belirterek 10.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, olayda davacının %100 kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, bilahare duruşmalara katılan davalı vekili, müvekkiline ait aracın trafik sigortası olduğunu, davanın … Sigorta A.Ş’ne ihbar edilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 4.283,50 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı tarafın zarar veren tarafın müteselsil sorumlularının dilerse bir yada birkaçı, dilerse tamamı hakkında dava açmakta seçimlik hakkının bulunmasına, zarar veren aracın ZMSS şirketi aleyhinde dava açmaya zorlanamamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. HMK’nın 266.maddesi gereğince; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiyle başvurulamaz.
Somut olayda, 3.1.2011 tarihinde saat 11.30’da kaza meydana gelmiş, araç sürücüleri tarafından maddi hasarlı kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir. Bu tutanakta sürücüler, karşı tarafın olayda kusurlu olduğunu belirtmişlerdir. Dosyada olay yerine, oluş şekline ve araçların hasarlarına ilişkin fotoğraflar mevcuttur. Davacı taraf Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/13 Değişik iş sayılı dosyasında kusur ve hasar hususunda tespit yaptırmıştır. Trafik polis memuru … tarafından hazırlanan 19.1.2011 tarihli tespit bilirkişi raporunda, davalının aracının hızını, aracın yük ve teknik özellikleriyle yol, hava, trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması sebebiyle %40 oranında davacının kavşakta geçiş önceliğine uymaması nedeniyle %60 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hasar yönünden alınan tespit raporunda ise davacı aracında 9.458,70 TL tutarında hasar (parça+işçi bedeli, 500 TL değer kaybı, 750 TL araç mahrumiyeti kaybı olmak üzere toplam 10.708,70 TL tutarında zarar olduğu bildirilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde tespit raporuna göre 10.000 TL zararının tahsilini talep etmiş, ancak 10.000 TL’nın içinde hangi zarar kalemlerini istediğini belirtmemiştir.
Mahkemece, kusur durumu hakkında tespit raporunu düzenleyen aynı bilirkişiden, tarafların, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının belirlenmesi için rapor aldırmış, bilirkişi aynen tespit raporundaki gibi davacının %60, davalının %40 oranında kusurlu olduğunu bildirmiştir. Davalı ve vekili kusuru kabul etmediklerini, davacının olayda tamamen kusurlu olduğunu savunmuşlardır.
Mahkemece, hasar konusunda hiç inceleme yaptırılmadan, davacının yaptırdığı tespit raporunda belirlenen 10.708,70 TL’nın %40’ına isabet eden 4.283,50 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Davacı tarafından tek taraflı olarak yaptırılan tespit raporları, davacı tarafı bağlayıcı değildir. Davalı, kusuru oranında, gerçek zarar miktarından sorumlu olur. Kusur durumunun ve hasar miktarının konunun uzmanı bilirkişilerce tespit edilmesi gerekir. Tespit raporunu hazırlayan aynı bilirkişiden alınan kusur raporuna göre karar verilemeyeceği gibi, hasar konusunda mahkemece inceleme yapılmaksızın, tespit raporunda belirlenen hasar miktarı esas alınarak da karar verilemez. Davacının 10.00 TL talebi içinde hangi zarar kalemlerini talep ettiği de açıklattırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle 10.000 TL tazminat talebinin ne kadarının, hangi zarar kalemine ilişkin olduğu hususunu açıklamasının istenilmesi, daha sonra İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek kusur ve hasar konularında uzman önceki bilirkişiler dışında bilirkişi veya bilirkişi kurulundan kaza tespit tutanağı, araçların hasarına olay yerine ilişkin fotoğraflar, davacı iddiası, davalı savunması ve itirazları, davacı aracının olay tarihindeki yaşı, modeli, markası, tespit raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, tarafların olaydaki kusur ve durumlarının ve davacı aracında bu kaza nedeniyle meydana gelen gerçek zarar miktarının, aracın onarımının mı, pertinin mi ekonomik olduğu, pertinin ekonomik olması halinde olay tarihindeki 2.el piyasa rayiç değeri ile sovtaj değerinin ne olduğu, onarımının ekonomik ve mümkün olması halinde detaylı şekilde onarım giderlerinin (parça bedeli, işçilik bedeli vs) tespiti hususlarında gerekçeli, denetime elverişli, ayrıntılı, önceki raporlarında irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; HMK’nın 26.maddesine göre “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir”. Davacı toplam 10.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Bu durumda mahkeme-
ce en fazla 10.000 TL’nın %40’ına isabet eden 4.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde davacının talebi aşılarak 10.708,70 TL’nın %40’ına isabet eden 4.283,50 TL’nın tazminine karar verilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 6.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.