Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/27560 E. 2020/12214 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27560
KARAR NO : 2020/12214
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda; davacı tarafça iş sözleşmesinin davalı işverence haksız olarak feshedildiği ileri sürülmüş, davalı taraf ise başka bir işe girmek istemesi sebebiyle davacının kendi isteğiyle işten ayrıldığını savunmuştur. Mahkemece, davacının işveren tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın işten çıkarıldığının kabul edildiği belirtilerek kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmiştir.
Davacı işçinin işyerinden (başka bir işyerinde çalışmak için) kendi isteğiyle ayrıldığı dosya içinde bulunan 18.02.2015 tarihli tutanak içeriği ve bunu doğrulayan tutanak tanıklarının anlatımından anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre, davacının 23.02.2015 tarihinde başka bir işyerinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı sabit olup davalı tanıkları başka bir işyerinde iş bulduğu için çıkışını istediği, işveren yetkilisinin ise ihbar öneli içinde çalışmasını talep ettiği, buna rağmen işyerinden ayrıldığı yönünde anlatımda bulunmuşlardır. Davacı tanıklarının ise görgüye dayalı bilgileri olmayıp duyuma dayanan anlatımlarda bulunmuşlardır. Davacı işçi işveren tarafından sigortasız işçi bulmasının istendiğini bu husus kabul edilmeyince iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini ileri sürmüşse de sözü edilen iddiasını yöntemince ispat edememiştir.
Yapılan açıklamalara göre, davacının işyerinden kendisinin ayrıldığı kabul edilerek istek konusu kıdem ve ihbar tazminatlarının reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece 6 yıldan fazla çalışan işçinin nedensiz olarak işyerinden ayrılmayacağı şeklindeki soyut nitelikteki gerekçesine dayalı olarak her iki talebin hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında davacı işçinin fazla çalışma ücreti alacağının olup olmadığı noktasında da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece 3.171,52 TL fazla çalışma ücreti alacağına hükmedilmekle birlikte dosyaya fazla çalışma tahakkukunu içeren bir kısmı imzalı bir kısmı imzasız bordrolar sunulmuş olup yukarıdaki ilkeler çerçevesinde imzalı olan dönemler hesaplama dışı tutulmalı, imzasız olanların karşılığının bankaya ödendiğinin tespiti halinde fazla çalışma ücretinden mahsup cihetine gidilmelidir.
4-Taraflar arasında bir diğer uyuşmazlık ise davacı işçinin davalı işyerinde işe giriş tarihi noktasındadır.
Somut olayda, davacı işçi dava dilekçesinde 01.07.2009 olarak işe giriş tarihini açıkladığı halde tanık beyanına dayalı olarak 15.10.2008 tarihinde işe girdiğinin kabulüyle hesaplamaya gidilmesi hatalıdır. Bu konuda Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında geçen tarih dikkate alınarak hesaplamaya gidilmelidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.