Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/8383 E. 2020/5777 K. 05.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/8383
KARAR NO : 2020/5777
KARAR TARİHİ : 05.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti, Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davaya konu 757 parselde kayıtlı taşınmazda halen davacı tarafından kullanılan, ortaklığın giderilmesi davasında taksim projesine göre taksim edildiğinde davalıya geçecek olan 2.627,50 m2 bağın davacı tarafından dikilip, yetiştirilip, yüksek sisteme alındığının tespitiyle, bu yerin bağ tesis bedeli olan 19.706,25 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/11903 Esas, 2015/4478 Karar sayılı ilamı ile, 22.02.1991 tarihli ve 1990/1-1991/1 sayılı İBK’ye göre; paydaşlardan birinin müşterek taşınmaz mal üzerinde yaptıkları faydalı masraflar nedeni ile diğer paydaşın mamelekindeki artış, bu masrafın (muhtesatın) yapıldığı tarihte değil, şuy’un giderilmesi yoluyla satışın ve masrafın yapıldığı taşınmazın satış bedelinden payını aldığı tarihte gerçekleşeceği, sözü edilen YİBK’de vurgulandığı gibi iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tesbit edilmesi gerektiği, davalı tarafından … Sulh Hukuk Mahkemesinde 2010/1062 Esas sayılı dava dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığı ve davanın henüz derdest olduğu, taşınmazın halen davacının zilyedliğinde olduğunun iki tarafın da kabulünde olduğu anlaşıldığından zamanaşımının işlemeyeceği, mahkemece, işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna işaret edilerek bozma kararı verilmiştir
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanımında olan kısım üzerinde tespit edilen 517 asma, 214 bağ direği, 34 adet boş direk, 2460 metre tel, 214 direkteki 214V demirin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti ve sebepsiz zenginlemeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince,
HMK’nin 297/2. maddesi, “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir ” hükmünü içermektedir.
Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin her biri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK mad. 26; 297/2).
Somut olaya gelince, dava konusu 757 parselde kayıtlı bağ vasıflı taşınmazda davacı ve davalının paydaş oldukları, bozma sonrası dosyaya kazandırılan güncel tapu kaydına göre, 757 parselin ifrazen taksim sonucunda 16.04.2015 tarihinde 118 ada 10 parselin davalı adına, 118 ada 11 parselin davacı adına tapuya tescil edildiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde, dava konusu 757 parselin 2.627,50 m2 kısmındaki bağın davacı tarafından dikilip, yetiştirilip, yüksek sisteme alındığının tespitiyle, bu yerin bağ tesis bedeli olan 19.706,25 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ettiği, mahkemece bağ tesis bedeli talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.Buna göre, önceki bozma ilamı da dikkate alınarak davacının sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.
3. Davacı vekili ve davalı vekilinin, mahkemece talepten fazlasına hükmedildiğine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” şeklindedir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde, davaya konu taşınmazın 2.627,50 m2 alan üzerindeki muhdesata ilişkin talepte bulunduğu halde mahkemece, davaya konu taşınmazın 3.350,59 m2 kısmında yer alan muhdesatların davacıya ait olduğunun tespitine karar verildiği anlaşıldığına göre, davacının talepte bulunduğu alan üzerinde yer alan muhdesatların belirlenerek bu muhdesatlar hakkında karar verilmesi gerekirken taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 05.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi