YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13236
KARAR NO : 2010/14171
KARAR TARİHİ : 16.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.05.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı …, dava konusu taşınmazlarda satış vaadine konu ve davacıya intikali gereken 1/8 payı olduğunu, bunu devretmeye hazır bulunduğunu, ancak davacının kabul etmediğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, 474 sayılı parsel üzerine bina yapıldığı, yapılan bu bina sebebiyle kat irtifakının kurulduğu anlaşılmaktadır. Tapu kayıtlarından ise, mahkemece hüküm altına alınan B Bloktaki 3.kat 7, 2.kat 4 ve 1.kat 1 numaralı bağımsız bölümlerin davanın açıldığı 23.05.2008 tarihinden sonra sırasıyla dava dışı …, … ve …’a tapuda satış suretiyle temlik edildiği görülmektedir. Kısaca dava konusu taşınmazların maliki davalı … değil, dava dışı üçüncü kişilerdir.
HUMK’nun 186.maddesi gereğince, davanın açılmasından sonra iki taraftan birinin dava konusunu üçüncü bir kişiye temlik etmesi halinde, diğer taraf dilerse temlik eden taraf ile davasından sarfı nazar ederek, davayı dava konusunu temlik eden kimseye karşı devam eder veya müdeabihi ahara temlik eden taraf hakkında davasını zarar ve ziyan davasına dönüştürebilir. Bu yüzden mahkemece, öncelikle üçüncü şahıslara yapılan satışların resmi akit tablosu getirtilerek kim tarafından yapıldığı saptanmalı, şayet satış davalı tarafından ve davanın açılmasından sonra yapılmışsa, davacıya HUMK’nun 186.maddesindeki tercih hakkı sorulmalı ve bunun sonucuna uygun işlem yapılmalıdır.
Mahkemece tüm bu yönler gözardı edilerek, davanın kabulü doğru olmadığından, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.