Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/27509 E. 2020/11902 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27509
KARAR NO : 2020/11902
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde 01.09.2007-27.09.2013 tarihleri arasında önce sinemalara reklam filmi dağıtım ve kontrol sorumlusu olarak, ardından laboratuvar teknisyeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, müvekkilinin işyerinde fazla çalışma yaptığını, ayda iki hafta tatilinde çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatillerde de çalışmaya devam ettiğini, ancak bu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, ayrıca müvekkiline çalıştığı her yıl 2008 yılına kadar 2 maaş tutarında ikramiye verildiğini, ancak 2008 yılından sonra 2011 yılına kadar eksik ikramiye ödemesi yapıldığını, 2011 ve 2012 yılında hiç ödeme yapılmadığını, ödenmeyen ikramiye alacağının da bulunduğunu ileri sürerek fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile ikramiye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, ayrıca talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının ikramiye alacağının miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir. Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usuli hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda, hakkın özünün, usule kurban edilmesi mümkün olmadığından, tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır.
Somut olayda davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkiline çalıştığı her yıl 2008 yılına kadar 2 maaş tutarında ikramiye verildiğini, ancak 2008 yılından sonra 2011 yılına kadar eksik ikramiye ödemesi yapıldığını, 2011 ve 2012 yılında hiç ödeme yapılmadığını ileri sürerek ödenmeyen ikramiye alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının almaya hak kazandığı ikramiyelerin bir kısmını tahsil ettiğini ikrar etmesine rağmen miktar belirtilmediğinden, bu miktarda yapılacak kesintinin takdiri mahkemeye ait olmak üzere, dava zamanaşımı gözetilmek suretiyle davacıya 19.11.2008-27.09.2013 tarihlerinde hiç ikramiye ödenmediği kabulü ile net 16.222,05 TL ikramiye alacağı hesaplanmış olup; mahkemece bu kabule göre net 16.222,05 TL ikramiye alacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak davacı vekilinin, dava dilekçesindeki beyanında “ 2008 yılından sonra 2011 yılına kadar eksik ikramiye ödemesi” yapıldığı açıkça beyan edildiğinden, bu dönem miktarı bilinmeyen birkısım ödemenin de yapıldığı davacının ikrarı ile sabittir. Buna göre Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının ödeme yapıldığı ikrar edilen ikramiye alacağının miktarına ilişkin beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.