YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4685
KARAR NO : 2020/3826
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 02/02/2017 tarih ve 2016/656-2017/58 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,
dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından davacı aleyhine kredi kartı sözleşmesine istinaden icra takibi başlatıldığını ancak bahse konu sözleşmede bulunan imzalardan hiçbirinin davacıya ait olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, davacının icra dosyasına dayanak teşkil eden kredi kartı sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 21.05.2013 tarih 2013/4948 Esas 2013/9301 Karar sayılı ilamı ile “Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kredi Kartı Sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 44/1 maddesine göre “Bu kanunun uygulanması ile ilgili uyuşmazlıklarda kart hamilinin tüketici olması halinde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 22. ve 23. maddesi hükümleri uygulanır. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekir. Somut olayda, kredi kartı sözleşmesi imzalayan tüketici konumundaki tacir olmayan davacının açtığı bu davada, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilmeden anılan kanun hükmüne aykırı şekilde genel mahkeme tarafından hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalının takibe koyduğu 03.11.1995 tarihli kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davacı …’a ait olmadığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca yapılan inceleme neticesinde sabit olduğu ve söz konusu kredi kartı sözleşmesi kapsamında yapılan işlemlerden davacının sorumlu olmadığı, davalı bankanın genel kredi sözleşmesini huzurda imzalatması ve bu konuda basiretli davranması gerekirken bu yöndeki yükümlülüklerine uymayarak basiretsiz davranıp davacının imzasını taşımayan genel kredi sözleşmesine dayanarak davacı aleyhine icra takibi yapmasında kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın ve kötü niyet tazminatının kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 114,03 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 05.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.