Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2020/1653 E. 2020/4644 K. 07.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1653
KARAR NO : 2020/4644
KARAR TARİHİ : 07.09.2020

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.12.2015 gününde verilen dilekçe ile alacaklı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.06.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi gereğince alacaklı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan …’dan alacaklı olduğunu belirterek borçlunun murisi adına kayıtlı 333 ada 671 parsel sayılı taşınmazdaki 11 No’lu bağımsız bölüm üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … vekili, davanın reddini savunmuş; geri kalan davalılar ise davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile … Mahallesinde kain tapunun 333 ada 671 parselde 6. kat 11 No’lu bağımsız bölümde bulunan, borçlu …’ın hissesinin aynen taksimi mümkün olmadığından, açık artırma suretiyle satışın yapılarak ortaklığın giderilmesine, satıştan paydaşlara tapu kaydındaki payları oranında pay verilmesine” karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan … vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davalılardan …’a dava dilekçesi ile gerekçeli karar tebligatları, doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre yapılmış olup adı geçen davalının kendisi veya vekili oturumlara iştirak edememiştir.
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı HMK’nin 27. maddesinde de “Hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; davalılardan …’a 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilip taraf teşkili sağlanarak savunma ve delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın ve 6100 sayılı HMK’nin 27. maddesi uyarınca hukuki dinlenme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalılardan … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 07.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.