YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5933
KARAR NO : 2013/4967
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları aracın, 02.09.2008 tarihinde neden olduğu trafik kazası sonucunda dava dışı … ’ün malul kaldığını, kazaya neden olan aracın, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunmadığından, müvekkili kurum tarafından malul kalan kişiye 25.10.2010 tarihinde 70.277,00 TL tazminat ödendiğini belirterek müvekkili tarafından hak sahibine ödenen 70.277,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; “…davanın kısmen kabulü ile 46.579,93 TL’nin ödeme tarihi olan 25.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine…” karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ile davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Mahkemece, toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalıların ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı … tarafından, davalı sürücünün neden olduğu trafik kazası sonucu yaralanarak zarar gören üçüncü kişiye malululiyeti nedeniyle ödenen tazminatın rucuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 29.07.2010 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunda, trafik kazası sonucu yaralanan kişinin post travmatik parapleji nedeniyle % 76 oranında özürlü olduğu bildirilmiştir. Bu rapor, aynı zamanda davacı … tarafından yaralanan üçüncü kişinin başvurusu üzerine yaptırılan tazminat hesabına da esas alınmıştır. Ancak; söz konusu rapor, eldeki bu dava için karar vermeye elverişli ve yeterli nitelikte görülmemiştir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre; çalışmakta iken sakat kalan kişinin uğradığı maddi zararın hesaplanmasında, uğradığı sakatlık oranı değil, bu sakatlık nedeniyle ortaya çıkan iş göremezlik, diğer anlatımla, çalışma ve kazanma gücündeki kayıp oranı esas alınmalıdır. Bu durumda mahkemece, zarar gören kişinin, kaza sonrası yaralanmasına ilişkin tüm tedavi belgeleri, grafiler ve raporlar getirtilip eklenerek Adli Tıp Kurumu’ndan, SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğünde öngörülen kriterlere göre, zararın hesaplanmasına temel oluşturulacak kazaya bağlı iş göremezlik (maluliyet) oranı ve sakatlığının kazaya bağlı olup olmadığı hususlarında rapor alınıp, kazaya bağlı işgücü kaybı oranı usulüne uygun olarak belirlendikten sonra, tazminat hesabı için aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınması ve usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda adı geçen tüzüğe uygun olmayan ve denetime elverişsiz hastane sağlık kurulu raporuna dayanılarak ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Tazminat hukuku ilkelerine göre, kaza tarihinde henüz üretken konumda olmayan yani faal hayat dönemi başlamamış konumda bulunan küçük çocukların sakatlanmaları durumunda zarar hesabının başlagıç tarihi, bir başka anlatımla aktif-faal çalışma devresinin başlangıç tarihi, küçüğün muhtemelen çalışma hayatına atılacağı ve fiilen gelir elde etmeye başlayacağı 18 yaşını ikmal edeceği tarihtir.
Somut olayda; 02.09.2008 günü meydana gelen trafik kazası sonucunda malul kalarak zarar gören Fatma, kaza tarihinde 9 yaşındadır. Mahkemece, hükme esas alınan
28.12.2011 tarihli tazminat bilirkişi raporunda, sürekli iş göremezlik- aktif dönem zararı, olay tarihinden itibaren yani zarar gören küçüğün 9 yaşından itibaren başlayarak hesaplanmıştır. Bu durumda küçüğün çalışıp kazanç elde etmeyeceği süre içinde zarar hesaplanmıştır. Bilirkişi raporu, bu hesaplama yöntemi itibariyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte görülmemiştir. Şu durumda; mahkemece, sürekli iş göremezlik zararının yukarıda açıklandığı gibi hesaplanması için yeniden aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınması ve usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tazminat hukuku ilkelerine uygun düşmeyecek biçimde hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları ile davalıların yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2)ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalıların diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 667,70 TL fazla alınan peşin harcın temyiz eden davacıya geri verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 4.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.