Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5021 E. 2020/4960 K. 08.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5021
KARAR NO : 2020/4960
KARAR TARİHİ : 08.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, vekil edenleri adına kayıtlı 3406 Ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan gecekondu nedeni ile davalı aleyhine Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/874 Esas sayılı dosyası ile açılan ecrimisil davasının kabulüne karar verildiğini, davalının taşınmazı kendi beyanına göre 15.05.2012 tarihinde tahliye ettiğini, müvekkilleri tarafından taşınmazın 25.05.2012 tarihinde teslim alındığını, davalının taşınmazı kiraya vermek suretiyle gelir elde ettiğini ve geriye dönük olarak 5 yıllık ecrimisil talep etme hakkı doğduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 3.780,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan hak kazanılan tarihten itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu evin 1964 yılında vekil edeni tarafından yapıldığını, imar uygulamasından dolayı söz konusu parsel içinde kaldığını, 3194 sayılı İmar Kanunu 18. maddesi gereğince yapı bedeli ödenmedikçe yada başka bir anlaşma ile temin edilmedikçe yerin eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunacağını, evin değerine ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, bu bedele yönelik davacılar aleyhine açılan Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/206 Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 04.12.2014 tarihli ve 2014/14960 Esas, 2014/18990 Karar sayılı ilamı ile ” … 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca oluşan 3406 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin imar öncesine ait kayıtlar getirtilerek ecrimisile konu edilen muhdesatın yer aldığı taşınmazda davalının imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığının ve olayda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesinin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması, çekişmeli taşınmazda davalının imar öncesi bir hakkının olduğunun belirlenmesi halinde davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Dava; ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; eski 534 ada 38 parsel sayılı taşınmazın, 01.06.1978 tarihinde hükmen dava dışı Bektaş Oğlu Halil Açıkgöz adına kayıt edildikten sonra 03.05.1983 tarihinde yapılan imar uygulaması ile niza konusu 2 ve (dava dışı) 5 nolu parsellerin oluştuğu, 2 nolu parsel üzerinde kat irtifakı kurulduğu, davacıların kat maliklerinden bir kısmı olduğu ve davalının ise (imar sonrası) 08.10.1991 tarihinde 5 nolu parsele paydaş olduğu anlaşılmaktadır.
Bu şekilde, davalının imar öncesi eski 534 ada 38 parsel sayılı sayılı taşınmaz ile imar sonrası oluşan (dava konusu) 2 nolu imar parselinde mülkiyetten kaynaklı bir hakkı olmadığı gibi tapunun beyanlar sütununda lehine bir şerh de bulunmamaktadır.
Bu durumda, Mahkemece, davalının 1960’lı yıllarda ve başkasına ait taşınmazda ev yapmasının kendisine imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkı tanımayacağı gözetilerek (3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesinin koşullarının gerçekleşmediği olayda,) davacıların ecrimisil isteminin (önceki bozma ilamı doğrultusunda) toplanmış ve/veya toplanacak delillere göre kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yanlış olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.