Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5252 E. 2020/3335 K. 30.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5252
KARAR NO : 2020/3335
KARAR TARİHİ : 30.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/02/2017 tarih ve 2016/6 E.- 2017/31 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne-kısmen reddine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/11/2019 tarih ve 2017/2928 E.- 2019/2430 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır “SEMSÜR ÇİĞKÖFTE” ismiyle çiğköfte üretimi yaptığını, İstanbul ve Türkiye’nin birçok yerinde 20’ye yakın bayisi bulunduğunu, ayrıca 2010/57973 sayılı “SEMSÜR”, 2012/32470 sayılı “SEMSÜR ÇİĞKÖFTE” ibareli ve 29, 30 ve 43. sınıflardaki tescilli markaların müvekkili adına kayıtlı olduğunu, “SEMSÜR” ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, markalarının ayırt edici ve sektöründe tanındığını, davalının 2010/64859 sayılı “SEMSÜR DÜNYAYI SARAN LEZZET MEHMET MÜSLİM+ŞEKİL”, 2010/75420 sayılı “ÇİĞKÖFTECİ SEMSÜR ADIYAMAN’IN DÜNYAYI SARAN YÖRESEL LEZZETİ M. HÜSEYİN USTA+ŞEKİL” ibareli markaları 43. sınıfta, 2014/22605 sayılı “ÇİĞKÖFTECİ SEMSÜR ADIYAMAN’IN DÜNYAYI SARAN YÖRESEL LEZZETİ M. HÜSEYİN USTA+ŞEKİL” ibareli markayı da 29, 30 ve 35. sınıflarda adına tescil ettirdiğini, davalı markalarının müvekkilinin markaları ile iltibas yarattığını, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğini olumsuz yönde etkilediğini, davalının markalarında “SEMSÜR” ibaresinin müvekkilinin markalarına birebir benzer şekilde öne çıkartılarak büyütülüp vurgulandığını, müvekkilinin “www.semsurcigkofte.com” alan adını kullanırken davalının markasındaki diğer unsurları kullanmaksızın “www. semsurcigkofte.com.tr” alan adını kullandığını, bu tutumun iyi niyetli olmadığını ve müvekkilinin tanınılırlığından yararlanıldığını, davalıya ihtarname gönderilerek fiillerine son vermesinin istenildiğini ancak sonuç alınamadığını, davalının tescilli markalarını tescil edildiği halin dışında müvekkili markasına tecavüz edecek şekilde kullandığını ileri sürerek, davalı marka ambleminin ticari maksatla kullanımının önlenmesine, www. semsurcigkofte.com.tr adresli web sitesi ve internetteki diğer tüm mecralarda tanıtım ve kullanımın durdurulmasına, mütecaviz markanın web sitesinden çıkartılmasına, mümkün olmadığı taktirde web sitesine erişimin engellenmesine, davalı markalarının hükümsüzlüğüne, mümkün değil ise markalardan “SEMSÜR” ibaresinin çıkartılmasına, davalının müvekkiline ait markayı haksız kullandığının tespitine ve tecavüzün önlenerek sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, “SEMSÜR” ibaresini içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın, her türlü araç ve gerecin üçüncü kişi elinde olsa dahi imhasına, hükmün ülke çapında yayın yapan gazetelerden birinde ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, “SEMSÜR” ibaresinin Adıyaman ilinin Kürtçedeki karşılığı olduğunu, bölgede yaygın olarak kullanıldığını, bu ifadenin coğrafi yer adı nitelinde olduğunu, coğrafi yer adlarının münhasıran tescil edilemeyeceğini, davacının “SEMSÜR ÇİĞKÖFTE” ibareli markasının ise markayı oluşturan coğrafi yer anlamındaki ibarenin doğrudan o malı anımsatması ve menşei bildirmesi halinde mutlak olarak reddi gerektiğini, markalar arasında bariz ve ciddi ayırt edicilik olduğunu, müvekkilinin markalarının davacı markaları ile iltibas yaratmadığını, markalar arasında sessel, işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunmadığını, ortalama tüketicinin iki markayı rahatlıkla ayırt edebileceğini, müvekkilinin tüketicilerinin makul derecenin üzerinde bilgili ve dikkatli kişiler olduğunu, müvekkilinin 2010/64859 ve 2010/75420 sayılı markalarından önce davacının çiğköfte ile ilgili bir marka tescilinin olmadığını, müvekkilinin değil davacının taklit marka yarattığını, müvekkili markalarındaki “M. Hüseyin Usta” ve “Adıyaman’ın Dünyayı Saran Yöresl Lezzeti” ibarelerinin yeterince markalara ayırt edicilik unsuru sağladığını, markalarda “SEMSÜR” ibaresinin ön plana çıkarılmadığını, davacının müvekkilinin markalarından haberdar olmasına rağmen uzun bir süre dava açmayarak sessiz kaldığını, müvekkili aleyhine açılan davanın hakkın kötüye kullanımı olduğunu, bu durumun mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarında kullanılan “SEMSÜR” ibaresinin coğrafi yer alan adı olduğu için tek başına ayırt ediciliği olmadığı, davalı tarafın markasında yer alan logo ve isim unsuru dikkate alındığında bir bütün olarak taraf markalarının görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel benzerlik açısından ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya neden olunmayacağı, “SEMSÜR DÜNYAYI SARAN LEZZET MEHMET MÜSLÜ+ŞEKİL” markasının ve diğer markaların davacı markaları karşısında farklı olduğu bu nedenle ortalama tüketici nezdinde bağlantı kurma ihtimali olmadığı, “SEMSÜR” ibaresinin tek başına markada belirleyici unsur olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, davalı tarafın kullanımının kendi tescilli markası olan 2010/75420 sayılı markasının kapsamında olduğu, davalı tarafın kullanımının davacı tarafın internet kullanımından daha önceye dayalı olduğu, davalının kendi tescilli hakkı kapsamında ve unvanı kapsamında kullanımının markaya yönelik bir tecavüz oluşturmayacağı gerekçesi ile hükümsüzlük ve diğer tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, dosyadaki bilirkişi kök raporundaki davalı web sitesine ait 18 Aralık 2015 tarihli görselde davalı markasındaki “SEMSÜR ADIYAMAN’IN DÜNYAYI SARAN YÖRESEL LEZZETİ” ibareli logonun tek başına kullanıldığı, 28 Nisan 2015 tarihli ekran görüntüsünde “Semsür Çiğköfte olarak uzun süre yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde çiğköfte sektörüne farklı bir bakış açısı kazandırdık” ve “Semsür Çiğköfte Şubeleri ” ifadelerine yer verildiği, 20 Eylül 2015 tarihli görselde “Semsür Çiğköfteci-M.Hüseyin Usta” şeklinde kullanımın olduğu, kullanımların davalı tescilinden farklı ve davacı adına 43. sınıfta tescilli 05/04/2012 başvuru tarihli 2012/32470 başvuru numaralı marka tescilinden sonraya ait olduğu, davacı markalarına tecavüz teşkil ettiği, davacının davasının tecavüz yönünden reddi kararının yerinde olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, Bakırköy 1. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 21/02/2017 tarihli 2016/6 Esas- 2017/31 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı markalarının hükümsüzlüğüne ilişkin davanın reddine, davalının www.semsurcigkofte.com.tr internet sitesinde markalarını tescil edildiği şekilden farklı olarak kullandığından davacı markalarına tecavüzün tespitine, web sitesi içeriğinde davalı markasının tescil edildiğinden farklı olarak şekil unsurunun ve “Semsür Çiğköfte” ibaresinin tek başına kullanılmasının meni ve önlenmesine, içerikten çıkartılmasına, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınarak hüküm fıkrasının ilanına, alan adına yönelik talep ile davalının reklam ambalaj ve afişte bu ibareleri kullandığı ispatlanamadığından bu yöndeki taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 30/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.