YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2052
KARAR NO : 2020/4956
KARAR TARİHİ : 08.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin annesi Güzin Tural’ın 12.11.2006 tarihinde vefat ettiğini, davalının; murisin eşi ve vekil edeninin ise babası olduğunu, velayetin mahkeme kararı ile teyzesine verildiğini, çekişme konusu 12 nolu bağımsız bölümde davacı ile davalının iştirak halinde malik olup ¾ hissesinin vekil edenine ve ¼ hissesinin ise davalıya ait olduğunu, önceki döneme ait ecrimisil alacağı için Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/364 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kabulüne karar verildiğini, davalının intikal tarihinden bu yana taşınmazı işgal ettiğini belirterek 07.10.2009-07.06.2013 tarihleri arasında kalan döneme ilişkin 34.410,00 TL ecrimisil alacağı ile dava tarihine kadar işlemiş faiz toplamı 5.260,92 TL olmak üzere toplam 39.670,92 TL alacağın asıl alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mal rejimi tasfiye alacak oranı üzerinden hesaplanan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine, 27.372,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, 4.183,58 TL işlemiş faiz alacağının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine ve fazlaya ilişkin istemlerin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve ( katılma yolu ile) davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris Güzin Tural’ın 12.11.2006 tarihinde vefat ettiği, müteveffa adına kayıtlı (26183 ada 10 parselde kain) 12 nolu bağımsız bölümün 22.12.2016 tarihinde taraflar adına iştirak halinde intikal gördüğü, davacının ¾ ve davalının ise ¼ oranında miras payına sahip olduğu, davacı tarafından 20.12.2006- 07.10.2009 dönemine ilişkin Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/364 Esas sayılı dosyasında açılan ecrimisil davasının kabulüne karar verildiği, ilgili kararın derecattan geçerek kesinleştiği, davalı tarafından açılan ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle artık değerden kaynaklanan katılma alacağı davasının da Ankara 7. Aile Mahkemesinin 11.11.2014 tarihli ve 2014/1250 Esas, 2014/1443 Karar sayılı kararı ile kısmen kabulüne karar verilerek 05.12.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkıdır (07.10.1953 tarihli ve 8/7 YİBK). Başka bir anlatım ile mal rejimi tasfiye davaları alacaklı eşe mülkiyeti talep etme hakkı vermez. Ayrıca davalı ile müteveffa Güzin arasındaki mal rejimi TMK’nin 225/son maddesi gereğince Güzin’in öldüğü tarihte sona erdiğine göre miras malları yönünden davacı ile davalı arasında ilişki mirasçılık sıfatına yönelik olup alacak davalarında taraflar birbirlerine karşı miras payları oranında sorumludurlar.
Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilke ve usuller dikkate alınmaksızın tarafların miras payları yerine tasfiye alacak oranı üzerinden ecrimisil hesabı yapılmış, Mahkemece bu rapor esas alınmak sureti ile sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca, Mahkemece, taraflar arasında daha önce görülen davalar nedeniyle intifadan men’e ihtiyaç bulunmadığı da göz önünde bulundurularak, gerektiğinde ek bilirkişi da raporu alınmak suretiyle tarafların miras payları baz alınarak ecrimisil miktarının belirlenmesi gerekirken mal rejimi davasında tespit edilen tasfiye alacak oranı üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporu doğrultusuna hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 539,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.616,56 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.