YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4611
KARAR NO : 2020/3330
KARAR TARİHİ : 30.06.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/11/2018 tarih ve 2016/488-2018/1144 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yaptığı satışlardan aldığı çeklerin bir kısmının kayıtlarında olmakla birlikte kasalarında bulunmadığının tespit edildiğini, aramalara rağmen bulunamayan çekler için Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/697 E. sayılı dosyası ile dava açıp kaybolan çeklerin durumunun tespiti ve iptalinin talep edildiğini, davada mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının çeklerin muhatabı olan bankalara gönderildiğini, davalının dava konusu çeklerden iki adedi için meşru hamil olduğu iddiası ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/697 E. sayılı dosyasından açtıkları davaya müdahale talebinde bulunduğunu, davalının çekleri faktoring sözleşmesi kapsamında üçüncü bir şahıstan aldıklarını iddia edip sözleşmeyi ibraz etmediğini, müvekkilinin meşru hamili olduğu sırada çeklerin çalındığını ileri sürerek, İş Bankası …San. Şubesine ait 30/04/2014 keşide tarihli 3228030 numaralı 3.797,86 TL bedelli çek ile TEB Bankası …San. Şubesine ait 25/03/2014 keşide tarihli 7081776 numaralı 12.000,00 TL bedelli iki adet çekin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin düzgün ciro silsilesine uygun olarak çeki elinde bulunduran yetkili hamil olduğunu, bu iddialarının aksinin müvekkilinin çeki iktisap ederken ağır kusurlu ve kötü niyetli hareket ettiğinin belirlenmesi suretiyle ispat edilebileceğini, davacının böyle bir iddiada bulunmadığını, çeklerin ticari faaliyet kapsamında faktoring ilişkisine bağlı olarak alındığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, istirdatı talep edilen çeklerin davacının hamili bulunduğu çeklerin rıza dışı elden çıkmış olmasının çeklerin istirdatı için yeterli olmadığı, davacının TTK’nın 792. maddesi ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2-3.bendi kapsamında davalının bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini ispat etmesi gerektiği, tüm dosya kapsamıyla bu hususun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çek istirdadı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, davacının, temlik eden davalı … Faktoring A.Ş.’nin dava konusu iki adet çeki kötü niyetle iktisap ettiğini veyahut çeki iktisapta ağır kusurlu olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle anılan çekler hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda, temlik eden davalı faktoring şirketinin davaya konu iki adet çeki dava dışı …isimli kişiden faktoring sözleşmesiyle temlik aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda temlik alan davalının temlik eden faktoring şirketinin halefi olduğu hususu da dikkate alınarak somut uyuşmazlığın, TTK’nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine nazaran faktoring işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve buna ilişkin Yönetmelik ile BDDK Genelgeleri çerçevesinde değerlendirilip, çözüme kavuşturulması gerekmektedir. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2. maddesine göre, faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz. Aynı Kanun’un 9/2. maddesinin yollamasıyla somut olaya uygulanması gereken 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. maddesi ise; “Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması;a) Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan faturanın tarifi, şekli ve nizamına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak faturadaki bilgilerin kontrol edilmesi,b) İç kontrol sisteminin devralınan faturalara ilişkin gerekli istihbarat ve araştırma yapılmasını sağlayacak ve Merkezi Fatura Kaydı Sisteminde bu faturaların mükerrer olmadığının kontrolü tamamlanmaksızın kullandırım yapılamayacak şekilde oluşturulması,c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veritabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur.” hükmünü haizdir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde somut olayın ele alınması, bu doğrultuda, temlik eden davalı faktoring şirketinin dava konusu çekleri alırken gerekli istihbarat çalışmasını yapıp yapmadığı, dava dışı …’ın ve önceki cirantaların mali durumuna ilişkin değerlendirme yapıp yapmadığı ve diğer yükümlülükleri yerine getirip getirmediği hususlarında araştırma yapılarak, temlik eden davalı faktoring şirketinin çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan mevzuat hükümlerine dayalı olarak hiçbir araştırma yapılmaksızın salt TTK’nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.