YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5208
KARAR NO : 2011/7545
KARAR TARİHİ : 23.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Doğubayazıt Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 11.05.2011 gün ve 64/258 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında “mayınlı saha” olarak tespit ve tescil edilen 114 ada 34 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, 26.05.2010 tarihli yargılama oturumunda ise; “…dava konusu yerin eskiden beri babası …’e ait olduğunu, yıllarca babası tarafından kullanıldıktan sonra ölümü ile mirasçılarına kaldığını, tapularının bulunmadığını, dava konusu yerin tapu kaydının iptali ile babası … mirasçıları adına tespitinin yapılmasını…” istemiş ve beyanı altına imzası alınmıştır.
Davalı Hazine temsilcisi 31.03.2010 tarihli cevap dilekçesinde; taşınmazın mayınlı saha olarak tespit ve tescil edildiğini, bu tür yerlerin zamanaşımı ile kazanılamayacağını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “uyuşmazlık konusu taşınmazın davacının miras bırakanı …’den kaldığını, veraset belgesi ile nüfus kaydına göre başka mirasçılarının da bulunduğunu, bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma yetkisinin bulunmadığını gerekçe göstermek suretiyle davanın husumetten reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, dava koşulundan davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde; 114 ada 34 sayılı parselin tapu kaydının iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiş ise de, bu isteğini 26.05.2010 tarihli yargılama oturumunda verdiği imzalı beyanı ile ıslah ederek miras bırakan …’in tüm mirasçıları adına iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir. HMK.nun 176. (HUMK. m.83 vd.) ıslah yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. Davacı yargılama tutanağına geçen beyanı ile dava dilekçesini ıslah ettigine ve tüm mirasçılar adına iptal ve tescil isteğinde bulunduguna göre ıslahın yöntemine en uygun bir biçimde yapıldığının ve tüm mirasçılar adına iptal ve tescile karar verilmesi istenildiğinin kabulü gerekir.
Taşınmaz davacının babası …’den kaldığına ve …’in 18.01.1991 tarihinde öldüğü anlaşıldığına göre TMK. nun 701 ve 702. maddeleri gereğince terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payı olmayıp her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK.nun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olduğuna göre, tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları zorunludur. Bu bakımdan davacı dışında veraset ilamında yer alan tüm mirasçıların davada davacı tarafta yer almasının sağlanması ya da açılmış bulunan davaya karşı tüm mirasçılar adına iptal ve tescile karar verilmesi yönünde olurlarının alınması veya TMK. nun 641. maddesi hükmü uyarınca …’in terekesine temsilci atanması suretiyle davanın yürütülmesi ve böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/34 muhaberat numarasıyla gönderilen dilekçede tüm mirasçıların davaya olur verdiklerine ilişkin imzalı beyanları bulunmakta ise de, Nurettin dışında diğer mirasçıların kimlik tespiti yapılmadığından dilekçeye değer verilemez ise de, bu dilekçenin adı geçenlerin oturduğu yer mahkemesine talimat yazılarak dilekçe altındaki imzaların kendilerine ait olup olmadığının belirlenmesi mümkündür. Bu husus ve 26.05.2010 tarihli yargılama oturumunda davacının ıslah beyanı gözardı edilerek davacının tek başına adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğu gerekçesiyle dava koşulundan davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Bu nedenle davacı ve Nurettin dışında kalan mirasçıların ya huzurda beyanlarının alınması ya da noter aracılığıyla veya mahkeme yazı işleri müdürü veyahut hakim tarafından imza ve kimlikleri onaylanmış dilekçeyle söz konusu eksikliğin giderilmesi olanaklıdır. Buda olmadığı taktirde terekeye temsilci atanması ve bu konuda davacı tarafa süre ve imkan tanınması, dava açıldığında dava sonucunun beklenmesi düşünülmelidir.
Bu bakımdan istek ve savunma doğrultusunda tüm delillerin toplanması, taşınmazın nitelik itibariyle kazanmaya elverişli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu 114 ada 34 sayılı parsel, 11 hektar 9007 m2 (119007 m2) yüzölçümü büyüklüğünde bir yer olup 23.10.2002 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında belgesizden Hazine adına mayınlı saha olarak tespit edilmiş olup, kadastro tutanağı 26.12.2002 tarihinde kesinleşmiştir.
Bundan ayrı, TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddeleri uyarınca gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, Kadastro Kanununun aynı maddesi uyarınca muris Ahmet ve tüm mirasçıları bakımından miktar araştırmasının yapılması, belgesizden edinilen taşınmaz olup olmadığının Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, tescil davalarına ait dosyaların ise ait oldukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden göz önünde tutulması, belgesizden edinilen taşınmazların aynı kadastro çalışma alanı içerisinde edinilmesi gerektiğinin gözetilmesi, kadastro tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduklarının düşünülmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici madde 3’ün yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
23.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.