YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4444
KARAR NO : 2013/8701
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen takipte, Şişli 1.İcra Müdürlüğünün 2007/90 Tal. sayılı dosyası üzerinden 15.1.2007 tarihinde uygulanan haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; borçlunun davacı 3.kişiyle bir ortaklık bağı ya da hukuki ve fiili ilişkisinin bulunmadığı, borcun şahsi borç olduğu ve davanın ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu mahcuzların davacı 3.kişiye ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nın 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Takip konusu alacak 31.3.2006 vd. keşide tarihli çeklerle 16.2.2006 tanzim tarihli bonolara dayanmakta olup, 15.1.2007 tarihli haciz işlemi davacı 3.kişi adına kayıtlı görünen iş yeri adresinde (…,…-İstanbul) yapılmış ve 3.kişi şirket ortakları ile borçlu arasında bir benzerlik görünmüyor ise de; borçlunun ortağı olduğu dava dışı … adresinde ticari faaliyet göstermekte ve kayıtlara göre faal olup,haciz uygulanan adres-
te 26.9.2001 tarihinde şube açmıştır. Öte yandan, davacı 3.kişi şirkette aynı adreste 07.4.2006 tarihinde şube açmış ve 31.8.2006 tarihinde şubesini kapatmıştır. Buna göre, davacı 3.kişi ile borçlunun ortağı olduğu dava dışı şirketin aynı adreslerde ve aynı iş kolunda ticari faaliyette bulundukları açık olduğu gibi, şirketlerin unvanlarındaki “Kaya” ibaresi ile borçlunun soyismi benzerlik göstermekte ve 3.kişinin bir ortağı ile diğer ortağının vekili olan kişi de aynı soyismi taşımaktadır. Haciz işlemi sırasında borçlunun ortağı olduğu ismi yukarıda anılan dava dışı şirkete ait satış sözleşmeleri de bulunmuştur.
Davacı vekili borcun şahsi borç olduğunu ileri sürmüş mahkemece de takip konusu borç şahsi borç olarak kabul edilmiş olmasına karşın, takip konusu alacak tutarı yönünden borcun şahsi borç olmayacağı ve borcun kaynağının alacaklı tarafından borçluya satılan dava konusu mahcuz türündeki mal alış verişinden kaynaklandığı açıktır.
Buna göre, olayda, davacı 3.kişi ile borçlu ve borçlunun ortağı olduğu dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğu, aralarında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığı, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, yapılan danışıklı işlemlerinin alacaklının haklarını etkilemeyeceği, yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği, davacının sunduğu ve borcun doğumundan sonraki tarihlere ilişkin olup her zaman düzenlenmesi mümkün adi nitelikli kira sözleşmesi, fatura vs. gibi belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, borçlu ve 3.kişi tarafından alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 10.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.