Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2501 E. 2020/4135 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2501
KARAR NO : 2020/4135
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesince (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 25.10.2017 tarih ve 2016/274 E.- 2017/208 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 25/04/2018 tarih ve 2018/289 E.- 2018/304 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi temlik alan davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin bankalarla olan ilişkileri esnasında davacı şirkete ait olduğu iddia edilen ve banka ekranında alacaklısı Fibabank A.Ş, borçlusu davacı şirket olan bir adet bono senedinin gözüktüğünü, davacı şirketin yetkilisinin böyle bir senet nedeniyle borçlandırma yapmadığını, böyle bir senedi imzalamadığını, şirket adına borçlandırma veya kambiyo senedi düzenlemeye yetkili ayrı bir mümessilinin de olmadığını ileri sürerek senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Fibabank A.Ş vekili, davalı banka ile dava dışı Yalçın Yem Gübre ve Hayvancılık San. Tic. A.Ş arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri nezdinde kullandırmış olduğu kredilerin geri ödenmesi için ifa uğruna bir takım kıymetli evrakların temlik cirosu ile tevdi alındığını, dava konusu olan müşteri senedinin de yine kullandırılan kredilerin geri ödenmesi için ifa uğruna temlik cirosu ile tevdi alınan bir kıymetli evrak olduğunu, keşideci ile lehtar arasındaki ödeme defilerinin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı banka daha sonra Silivri 1. Noterliği’nin 23.06.2017 tarih ve 05455 yevmiyeli devir sözleşmesi ile dava dosyasına ilişkin hak ve alacaklarını Hedef Varlık Yönetim A.Ş’te temlik etmiş, davacı vekili 20.09.2017 tarihli celsede davaya HMK’nın 125/1 maddesi gereği temlik alan Hedef Varlık Yönetim A.Ş’ye karşı devam edeceklerini belirtmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının temsile yetkili kişinin eli ürünü olmayan dava konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ancak bonoda davacı-borçlu dışında başka borçlular olduğu, bono tümüyle iptal edildiğinde davada taraf olmayanlar yönünden imzaların istiklali prensibi gereğince geçerliliğini koruyan bononun tümüyle iptali sonucunu doğuracağı nazara alınarak bononun iptali talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 2018/289 Esas ve 2018/304 Karar sayılı ve 25.04.2018 tarihli ilamı ilk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 2018/289 Esas ve 2018/304 Karar sayılı ve 25.04.2018 tarihli kararının ONANMASINA, dosyanın Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.641,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden temlik alan davalıdan alınmasına, 15.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.