YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4719
KARAR NO : 2020/2649
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 09/05/2019 tarih ve 2019/35 E- 2019/222 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 05/09/2019 tarih ve 2019/1326 E- 2019/998 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında davalıya ait mısır emtiasının taşınması hususunda anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin taşıma işini alt taşıyıcı olan dava dışı Latte … Ltd. Şti’ye yaptırarak anlaşmaya konu hizmeti davalıya verdiğini, hizmetin verilmesinden sonra davalı şirket adına fatura keşide edildiğini ve noter aracılığıyla tebliğ edildiğini, davalının fatura tebliğine karşı tanzim ettiği cevabi ihtarnamesiyle aradaki sözleşme ilişkisini ve hizmetin verildiğini kabul etmesine rağmen bedelini ödemediğini bunun üzerine davalı aleyhine giriştikleri takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı şirketle aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin davaya konu taşıma hizmeti hususunda dava dışı Latte … Ltd. Şti ile anlaştığını ve hizmeti de bu şirketten aldığını, ihtarnamedeki beyanın sehven dile getirildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin davadan önce davacıya hitaben gönderdiği ihtarnameyle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ve hizmetin kilogram başına 0,025 TL’den verildiğini kabul ettiği, davacı yanca taşıma hizmetinin kilogram başına 0,030 TL’den verildiği iddia edilmişse de bu hususun ispat edilmediği, bu durumda davalının kabulünde olan 0,025 TL + KDV üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, bu miktar üzerinden hesaplama yapıldığında, davacının alacağının 250.114,57 TL tutarında olduğunun tespit edildiği, davacı yanca takipten önce işlemiş faizden feragat edildiğinden bu talebin reddi gerektiği, yargılamayı gerektiren alacağın likit olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, takibe yapılan itirazın 250.114,57 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar yönünden yıllık % 9 yasal faiz oranı ile kaldığı yerden devamına, işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin ise sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak mahkemece alacağın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmişse de taşıma sözleşmesinden kaynaklı faturaya dayalı olarak talep edilen alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın 250.114,57 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar yönünden yıllık % 9 yasal faiz oranı ile kaldığı yerden devamına, işlemiş faiz ile fazlaya ilişkin kısımlar yönünden talebin reddine, kabul edilen 250.114,57 TL üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-) Dava, 300.137,48 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince davanın kısmen kabulüyle, takibin 250.114,57 TL üzerinden devamına karar verilmiş, davacı yanca reddedilen tutar bakımından temyize başvurulmuştur. Ancak HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüyle, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’ni geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamayacağı hüküm altına alınmış olup, bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2019 yılı itibariyle 58.800,00 TL’dir. Aynı maddenin 2. fıkrası ise, “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir” hükmünü haizdir. Bu itibarla ve davacı yanca katılma yoluyla temyize başvurulmadığı da gözetildiğinde davacı yanca temyize konu edilen tutarın temyizi kabil olmadığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-)Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin miktar bakımından REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 12.858,39 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.