Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5312 E. 2020/3813 K. 05.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5312
KARAR NO : 2020/3813
KARAR TARİHİ : 05.10.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.03.2019 tarih ve 2015/458- 2019/412 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının, müvekkili nezdinde 15.05.2002 tarihinde elektrik mühendisi olarak çalışmaya başladığını ve müvekkilinin faaliyet konusu olan paratoner imali, montajı, servisi ve bakımı konularında uzman olarak yetiştiğini, tüm müşterilerini tanıdığını, 09.02.2005 tarihinde istifayla işten ayrıldığını, yapılan araştırmalar sonucunda ve Beyoğlu İş Mahkemesi’nin 2005/15 D.İş sayılı dosya ile yapılan tespit, verilen bilirkişi raporu ve keşif ile davalının işten ayrılmadan evvel Galata Vergi Dairesine şahsen 2950107919 sicil numarasıyla kayıtlı olarak İstanbul Mühendislik adı altında müvekkiliyle aynı iş kolunda faaliyet gösteren firma kurduğunu, davalının kurduğu firmada, müvekkilinin portföyünde yer alan tüm müşterilerin listelerinin haksız ve rıza olmaksızın elde edilerek iş yapıldığını, davalının müvekkilinin izni ve bilgisi dışında müşteri bilgileri alarak müvekkilinden düşük fiyatlarda teklifler sunduğunu, bir kısmıyla anlaşıp iş yaptığını, anılan faaliyetlere devam ettiğini, müvekkilinin zararına sebebiyet vererek itibarını zedelediğini, taraflar arasında akdedilen 17.05.2004 tarihli iş sözleşmesindeki rekabet yasağına dair hükümlere aykırılık nedeniyle 10.000 USD cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, bu amaçla Şişli 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/27902 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibine girişilmişse de davalının bu takibe haksız, gerekçesiz ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptalini, davalının %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; SGK kayıtlarına göre müvekkilinin 20.05.2004 tarihinde davacı tarafından çıkışının yapıldığını, çıkış yapıldıktan 3 ay sonra 20.08.2004’te tekrar başka bir işveren kodu ile girişinin yapılarak 09.02.2005 tarihine kadar çalıştığını, müvekkilinin davacı tarafından işten çıkışının yapıldığı 20.05.2004 tarihi, davacı tarafından, müvekkilinin kendi adına ve namına aynı iş kolunda bir şirket kurduğunu sonradan öğrendiklerini iddia ettikleri tarih ile aynı olduğunu, davacının şirket kurulduğuna dair bilgisinin ve isteğinin bulunduğunu, müvekkilinin 3 ay sonra yeniden işe alındığı ve 6 ay daha davacının şirketinde çalıştığını, müvekkili adına ETR Mühendislik adlı şirketin adresinin, davacı şirketin adresi ile aynı olduğunu, şirketin kurulumunda tüm giderlerin davacı tarafından ödendiğini, davacının müvekkili ile 17.05.2004 tarihine kadar iş sözleşmesi yapmadığını, 20.05.2004 tarihinde kurulan şirketin davalı adına çıkan BAĞ-KUR ödemelerinin davacı şirket tarafından ödendiğini, müvekkilinin, davacı şirkette proje üretme görevini üstlenmiş bir elektrik mühendisi olduğunu, portföy çalmadığını, söz konusu müşteri
portföyünün müvekkilinin de içinde bulunduğu bir takım tarafından oluşturulduğunu, mevcut sektörde kullanılacak programların kolayca bulunulabilecek nitelikte olduğunu, davacı tarafından şirketlere yapılan işlerin doğrudan müvekkili tarafından yapıldığı için müşterilerin müvekkilinin yeni bir şirkete geçtiğini öğrenmeleri ve müvekkili ile çalışmaya başlamalarının ticaret kurallarına aykırılık teşkil etmeyeceğini, müvekkilinin başka bir iş kolunda çalışmasını engelleyici nitelikte sözleşmelerin yersiz ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşme hürriyeti kapsamında olmadığını, sınırlamaların kanuna aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının 15.02.2002-09.02.2005 tarihleri arasında davacı şirkette çalıştığı, taraflar arasında 17.05.2004 tarihinde Belirli Süreli Hizmet Sözleşmesi imzalandığı ve davacı şirketin bilgisi ve izni dahilinde, davacı yanında çalışır iken davalı adına, aynı iş kolunda faaliyet gösteren ETR Mühendislik firmasının, 20.05.2004 tarihinde kurulduğu ve 26.05.2004 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde de yayınlanarak tescil edildiği konularında bir ihtilafın bulunmadığı, 818 sayılı BK’nın 349. maddesi uyarınca taraflar arasındaki rekabet yasağına dair hükmün 2 yıl ile sınırlandırıldığı, ancak herhangi bir yer sınırlamasının yapılmadığı gibi hangi faaliyet ve işlerden dolayı sınırlandırıldığına ilişkin açıkca belirlemenin yapılmadığı, genel bir ifade kullanıldığı, anılan düzenlemenin yer ve konu bakımından kanuna uygun olmadığı, emredici hükme aykırı olup Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyetinin açık bir ihlali niteliğinde olduğu, davacının bilgisi ve izni dahilinde aynı iş faaliyeti kapsamında kurulan ETR Mühendislik’in, davalı tarafından davacı şirkette çalışırken kurulduğu, dosya kapsamından, 818 sayı Kanunun 348. maddesi gereğince, davalının eylemleri nedeniyle davacının zarara uğradığına dair somut bir verinin sunulmadığı, bu durumun başlı başına rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık oluşturmayacağı, davalının, davacı şirket kayıtlarında yer alan müşteri bilgilerinin ve kullanmış olduğu bilgisayar programlarının davalıya bir katkısı olamayacağı, davalının mesleki deneyim ve paratoner sistemlerine ait ürün teknik özellikleri doğrultusunda teklif verebilecek ve piyasada iş yapabilecek bilgilere sahip olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, çalındığı iddia edilen firma bilgilerinin de davacı şirketin internet sitesinde referanslar bölümünden ulaşılabileceği, davacı tarafça da davalının, hangi ticari sırlara vâkıf olmak suretiyle, davalının kendi adına faaliyet gösteren firmanın menfaatine yarar sağladığı, davacının firmasının ise iş hacimlerini ve faaliyet kârlarının olumsuz etkilendiği iddialarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.