YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6946
KARAR NO : 2013/6482
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, plakası tespit edilmeyen araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada davacının yaralandığını açıklayıp 89.294,71 TL iş göremezlik tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulü ile, 89.294,71 TL iş göremezlik tazminatının 5.5.2011 olan temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Davalı tarafından davacıya dava açılmadan önce 5.5.2011 tarihinde 19.406 TL iş göremezlik tazminatı ödenmiştir. Davacı vekili de 9.9.2011 tarihli dilekçe ile davacının maluliyet oranının %15 olarak
kabulü ile bu orana göre tazminat hesaplaması yapılmasını talep etmiş olmakla davacı yönünden bu oran bağlayıcı olmuştur.Hükme esas alınan bilirkişi ise maluliyet oranını %20 kabul ederek hesaplama yapmıştır.Bu durumda usulüne uygun olarak hazırlanmış olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması isabetli görülmemiştir.
Davalı vekili davacıya ödeme yapmak suretiyle ibra edildiklerini savunmuştur. KTK’nin 111. maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Bu düzenlemeye göre açılan dava süresinde olup, Mahkemece yapılacak iş; davacının halen çalışmakta olan polis memuru olduğu ve kendi özel teşkilat yasalarından kaynaklanan yıpranma oranı nedeni ile erken emeklilik yaşı ve davacı vekilinin maluliyet oranı konusundaki beyanı da nazara alınarak, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Mahkemece, eksik inceleme ile ödeme miktarının aynen mahsubu sonucunda bulunan tazminat tutarına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 3,15 TL
kalan harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 7.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.