Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/2176 E. 2020/5497 K. 06.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2176
KARAR NO : 2020/5497
KARAR TARİHİ : 06.10.2020

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalı …İnş. ve Tur. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen peşin sermaye değerli gelirin 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
506 sayılı Yasa’nın 26. maddesinde sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işverenden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir.
Bu düzenleme ile işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla, işverenin ve üçüncü kişilerin iş kazasındaki kasıt veya kusurunun tespiti amacıyla; iş kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi, işveren ve diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi gerekir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 77’nci maddesi uyarınca, işverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, Yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ortak Komisyonunda işçi sağlığının esasları: Bütün işkollarında işçinin fiziksel, ruhsal ve sosyo-ekonomik bakımdan sağlığını en üst düzeye çıkarmak ve bunun devamını sağlamak; çalışma şartları ve kullanılan zararlı maddeler nedeni ile işçi sağlığının bozulmasını engellemek; her işçiyi kendi fiziksel ve ruhsal yapısına uygun işte çalıştırmak; özet olarak işin işçiye ve işçinin işe uyumunu sağlamak olarak tanımlanmaktadır. Belirlenen amaçlara ulaşmak, dolayısıyla iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemek temel sorumluluktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve E: 2006/10-696, K: 2006/704 sayılı kararı).
Diğer yandan, olay tarihinde yürürlükte olan “İş Sağlığı ve iş Güvenliği Tüzüğünün” 2. ve 499. maddeleri ile “Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin” 5. maddesinde belirtildiği üzere; çalışanların, dikkatli ve tedbirli olmaları, talimatlara uygun hareket etmeleri gerekli olup, kişilerin kendi sağlıkları ve güvenlikleri için her türlü şartlara rağmen, alabileceği tedbirleri almakta ihmalkar davranmamak, gerekli durumlarda amirlere veya ilgililere haber vermek, sağlık ve güvenlik kurallarına uygun hareket etmek yükümlülükleri bulunmaktadır
İnceleme konusu davada; 22.09.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelirin tahsilinin talep edildiği, mahkemece kusur raporu esas alınarak % 80 kusur oranı üzerinden davanın kabulüne dair ilk kararın Dairemizin 13.11.2017 tarihli ilamıyla yeniden oluşa uygun kusur raporu alınması gerektiği yönünden bozulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılamada mahkemece yeniden kusur raporu alınmış ise de, aynı kusur oranları tespit edilerek %80 kusur oranı üzerinden davanın kabulüne hükmedildiği anlaşılmaktadır.
09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda; Mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar.
Somut dosyada, Dairemiz bozma ilamında belirtilen hususlar yönünden kusur incelemesi yapılmadan hüküm kurulmuş olduğundan, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden kaza olayının sigortalı …’un iki arkadaşı ile birlikte davalı sürücü … yönetimindeki çöp kamyonu ile çöp toplama işini yaparken, sigortalının çöp konteynerinden çöpleri aldıktan sonra sağ taraftan aracın ön kısmına binmek isterken aracın hareketlenmesi ile dengesini kaybederek düşmesi ve sağ ön tekerlek altında kalarak ağır yaralanması ve akabinde vefat etmesi şeklinde meydana geldiği görülmektedir.
Mahkemece öncelikle ilgili belediye başkanlığından çöp toplama işinde çalışma usulünün nasıl olduğu sorulmalı, dosya kapsamından çöp toplama işinin üç işçi ve bir şoför olarak dört kişi tarafından yürütüldüğü görülmekle çöpleri konteynere boşaltma işinde görevli üç kişinin ne şekilde çalıştığı araştırılmalı, çöp toplarken sigortalının normal, rutin seyahatinin çöp arabasının arkasında mı yoksa şoför mahallinde mi olduğu, sigortalının kendi inisiyatifiyle davranarak mı ön tarafa bindiği irdelenerek tespit edilmeli, rutin çalışma ortamında çöp toplama görevlilerinin aracın arka kısmında durmalarının zorunlu olup olmadığı, hangi hallerde ön tarafa bindikleri, araç şoförünün aracın arka kısmında bulunan görevlilerle ne şekilde iletişim kurduğu hususları incelenmeli, çalışma şekli tespit edilerek somut olaya özgü ve kazanın oluş şeklini inceleyen kusur raporu alınmalıdır. Kusur raporunda işverence alınması gereken iş güvenliği önlemlerinin neler olduğu, işverence bu önlemlerin alınıp alınmadığı, alınmış önlemlere sigortalı tarafından uyulup uyulmadığı belirlenerek tarafların kusur oran ve aidiyeti tespit edilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalı … İnş. ve Tur. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan… İnş. ve Tur. Tic. Ltd. Şti.’ne iadesine, 06/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.