Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3786 E. 2020/9096 K. 09.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3786
KARAR NO : 2020/9096
KARAR TARİHİ : 09.07.2020

Kasten yaralama suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51/1-b maddesi gereğince ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2018 tarihli ve 2018/147 Esas, 2018/427 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 10.02.2020 tarihli ve 2019/21744 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2020 tarihli ve 2020/20026 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesince, sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle şartları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına yönelik karar verilmiş ise de;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 08.11.2018 tarihli ve 2018/4555 Esas, 2018/19259 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanun’u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesine eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki düzenlemenin, suç tarihinin ve sanığın adlî sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara ilişkin kesinleşme tarihlerinin 28.06.2014 ve sonrası olması hâlinde uygulanabileceği nazara alındığında, sanığın adli sicil kaydında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Yozgat (kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 16.04.2013 tarihli ve 2013/40 Esas, 2013/338 sayılı kararının anılan değişiklikten önce 21.05.2013 tarihinde kesinleşmesi sebebiyle yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturmayacağı ve yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak, takdiri indirim uygulanan ve hapis cezası da ertelenen sanık hakkında kanuni olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının yazısına istinaden tebliğnamede ileri sürülen nedenle adli sicil belgesindeki kaydın hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmediği anlaşılan sanık hakkında; “sanığın daha önce hakkında HAGB kararı verildiğinden, şartları oluşmadığı anlaşıldığından, hakkında CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 tarihli ve 2011/842 Esas, 2012/100 Karar sayılı, 10.04.2012 tarihli 2011/479 Esas, 2012/145 Karar sayılı ve 08.05.2012 tarihli 2011/449 Esas ve 2012/186 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanığın katılana yönelik eylemi neticesinde katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, bununla ilgili katılan tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığı, katılanın şikayetinin devam ettiği, sanık tarafından katılanın zararının giderildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge de bulunmadığından sanığın 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından olduğu kabul edilen suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu nedenle mahkemenin sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığından Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.