Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/9803 E. 2013/5484 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9803
KARAR NO : 2013/5484
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıların trafik sigortacısı, malik ve sürücüsü olduğu aracın çarptığı 23/09/2009 tarihinde motosiklette sürücü olan müvekkilinin yaralandığını ileri sürerek toplam 3.261,15 TL maddi tazminatın davalılardan, 15.000 TL manevi tazminatın davalı …’den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile toplam 5.229,42 TL tedavi masrafı, 4.376,38 TL geçici iş göremezlik tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava dilekçesinde dava konusu olmayan tedavi giderleri talebinin ıslah dilekçesinde talep edilemeyeceği belirtilerek, 4.376,38 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalılardan, 1.000 TL manevi tazminatın davalı …’den tahsiline karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi, manevi ve tedavi giderleri tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilmemiş tedavi giderlerinden kaynaklı zararın tazmini isteminin dava kapsamına alınamayacağı gerekçesiyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiş ise de, davacı vekili dava dilekçesinde tedavi giderlerinden kaynaklanan zararını
açıkça (bez, vs masrafı 63,67 TL, ilaç masrafı 77,48 TL olmak üzere ) belirterek tazminat isteminde bulunmuş, dilekçeye bu masraflara ilişkin faturaları da eklemiştir. Buna rağmen, mahkemece tedavi giderlerinin dava dilekçesinde talep edilmediği belirtilerek ıslah dilekçesiyle talep edilmesinin usule uygun olmadığı gerekçesiyle reddi doğru olmamıştır. Yargılama sırasında Adli Tıp Uzmanı bilirkişiden alınan raporda, SGK tarafından karşılanan hastane masrafları dışında davacının fatura edilmeyen özel diyet, ulaşım, rehabilitasyon, pansuman, özel hastane farkı vs. gibi giderlerinin 5.000 TL olup, dava dilekçesine faturaları eklenen giderlerle birlikte tedavi giderinin toplam 5.229,38 TL olduğu bildirilmiştir. Bu tedavi giderlerinin, 6111 sayılı yasanın 59. maddesi ile 2918 sayılı KTK.nin 98. maddesinde yapılan değişiklikle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumluluğu dışında kalan giderlerden olması nedeniyle, davalıların sorumlu tutulması gerekirken yazılı gerekçeyle bu taleplerin reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.’nun 4. Maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacı için takdir olunan manevi tazminatların düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Mahkemece, davada davalı …Ş. lehine manevi tazminatın reddedilen bölümü için vekalet ücreti takdir edilmiş ise de, davacının davalı …Ş. aleyhine manevi tazminat talebinin bulunmadığı dava dilekçesi içeriğinden anlaşılmakta olup, bu davalı lehine manevi tazminat yönünden vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmamıştır.
4) Mahkemece, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 10/2. maddesinde belirtilen “Manevi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına
tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” şeklindeki hüküm gereğince manevi tazminatın reddedilen bölümü yönünden davalı … lehine 400 TL vekalet ücretine hükmolunması gerekirken 1.200 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
5) Dava konusu kaza ile ilgili Konya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/810 E. Sayılı dosyasında alınan kusura ilişkin bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş ise de, davalı …’in temyiz dilekçesinden kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmiş bulunduğu belirtildiğinden, mahkemece ceza dosyası getirilerek burada saptanan maddi olgular da değerlendirilmek suretiyle konusunda uzman İTÜ veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek bilirkişi heyetinden kusur oranının saptanması için rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı … yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1),(2),(3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı … yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’a geri verilmesine 15.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.