YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/142
KARAR NO : 2020/4208
KARAR TARİHİ : 19.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16.03.2017 tarih ve 2016/297 E. – 2017/103 K. sayılı kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.10.2019 tarih ve 2018/1496 E. – 2019/1030 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinin “PINAR” asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduklarını, davalı şirketin görsel, fonetik, işitsel ve umumî intiba olarak müvekkillerinin “PINAR” ibareli tanınmış markalarına iltibas ve tecavüz oluşturacak, onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte 32. sınıf ürünleri içeren 2015/55929 sayılı “GAPPINARI” ibare ve biçimli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, marka başvurusuna müvekkillerinin ayrı ayrı iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, daha önce yapılan “Çöl Güzeli Gappınar” ibareli 2007/19010 sayılı 32.sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurusunun kabulüne dair YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemli davanın kabul edildiğini ve kesinleştiğini ileri sürerek, YİDK’nın 2016/M-5796 sayılı kararının iptalini, başvuru markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacıların itirazına mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; müvekkilinin başvurusuna konu ibare ile davacıların itirazlarına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “PINAR” ibaresinden oluştuğu, diğer kelimelerin bu sözcüğe göre geri planda kaldıkları, davalı başvurusunun konusu olan işaretin “GAPPINARI” ibaresinden oluştuğu, bu sözcüğün “PINAR” ibareli davacı markaları görsel ve işitsel olarak bıraktığı umumi intiba itibariyle bağlantı kurulabilecek derecede benzer bulundukları, “GAPPINARI” ibaresinde “PINAR” ibaresinin önünde yer alan “GAP” ibaresi itibariyle ayırt edicilikte yeterli farklılık yaratılmadığı, başvurunun, davacıların seri nitelikteki “PINAR” ibareli markalarının serisi içerisinde bir marka olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğu, başvuru kapsamında yer alan 32.sınıftaki ürün ve hizmetlerin tamamının davacı markalarının kapsamında aynen yer aldığı, davacıların “PINAR” ibareli markalarının uzun yıllardır kullanıldığı, davacıların fiilen kullanılan markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilişkilendirilmesi kaçınılmaz nitelikteki 32.sınıf mal ve hizmetler için başvurunun tescilinin davacıların markalarının elde ettiği bilinirlikten haksız yararlanabileceği, diğer yandan davalının davacılar ile aynı kalitede hizmet sunamaması durumunda tüketicilerin bunun sonuçlarını davacı markalarına mâl edeceği, bu şekilde davacıların markalarının giderek sıradanlaşacağı, ayırt edici gücünün ve etkileme alanının zayıflayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’nın 2016/M-5796 sayılı kararının iptaline, hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı kurum vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı kurumdan alınmasına, 19.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.