Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/60 E. 2020/2563 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/60
KARAR NO : 2020/2563
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/06/2016 gün ve 2016/119-2016/535 sayılı kararı onayan Daire’nin 12/09/2018 gün ve 2016/14113 – 2018/5236 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin 29.09.2015 tarihinde genel kurul toplantısı yaptığını ve toplantıda alınan kararların 08.10.2015 tarihinde tescil ve ilan edildiğini, akabinde davalı tarafından davacıya gönderilen 25.01.2016 tarihli ihtar yazısıyla 08.10.2015 tarihinde tescil edilen 29.09.2015 tarihli genel kurul toplantısına davet işlemlerinin usulüne uygun yapılmadığı, bu nedenle yeniden genel kurul toplantısı yapılarak tescil ve ilan edilmesinin istenildiği ancak yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu zira 6102 sayılı TTK’nın 445 ve 446. maddesinde düzenlenen hükümlere göre, çağrının usulüne uygun yapılmadığı iddiasıyla açılabilecek iptal davalarının 3 aylık yasal süre içerisinde ve sadece kanunda belirtilen kişiler tarafından açılabileceği, bu iddiayla yasal süre içerisinde herhangi bir dava açılmadığını bu nedenle yapılan genel kurul ve alınan kararların kesinlik kazandığını, hal böyleyken davalı müdürlükçe yeniden genel kurul toplantısı yapılması istenilmesinin dayanaksız olduğunu ileri sürerek davaya konu Ticaret Sicil Müdürlüğü kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı müdürlük tarafından yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını zira müdürlüğün TTK’nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 37. maddesine göre işlem yaptığını, çağrı usulüne riayet edilmemesinin yapılan genel kurul toplantısının mutlak butlanla batıl olmasına sebep olabilecek ve 3. kişilerin ve kamunun menfaatini ilgilendiren önemli bir eksiklik olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 29.09.2015 tarihli genel kurul toplantısının tescili için Ticaret Sicil Müdürlüğüne müracaat ettiği ve Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından genel kurul toplantı tutanağının tescil ve ilan edildiğini, bu nedenle bu aşamadan sonra çağrı usulüne uygun davranılmadığı gerekçesiyle genel kurulun yenilenmesinin istenilemeyeceği ancak TTK’nın 445, 446. maddelerindeki şartların oluşması koşuluyla ilgililerince çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığı iddiasıyla genel kurul kararları aleyhine 3 ay içinde iptal davası açılabileceği, bu nedenle dava konusu işlemin doğru olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilerek dava konu Ticaret Sicil Müdürlüğü işleminin iptaline dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 38,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.