Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/144 E. 2020/4084 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/144
KARAR NO : 2020/4084
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.05.2018 tarih ve 2017/435 E- 2018/228 K. sayılı kararın davalı şirket vekili ve davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.10.2019 tarih ve 2018/1503 E- 2019/1062 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı şirket vekili ve davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Şekil+ETİ FORM” ibareli, “FORM + ibareli” birçok markanın sahibi olduğunu, bunun yanında “FİT” ibareli de birçok markanın sahibi olduğunu, davalının “shifa home fitaform” ibareli, 5 ve 30. sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından 2017/M-8885 sayılı kararla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin “FİT” ve “FORM” esas ve ayırt edici unsurlu tanınmış markaları ile iltibasa sebebiyet vereceği gibi onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar vereceğini ileri sürerek YİDK kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davacı markaları ile davalı başvurusunun konusu olan işaretin farklı olduğunu, bu nedenle ortalama tüketicileri iltibasa düşürmesinin mümkün olmadığını, tasarım hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı markalarının asıl ve ayırt edici unsurlarının “FORM” ve “FİT” ibaresinden oluştuğu, anılan kelimelerin başvuru kapsamındaki ürün ve hizmetler için derhâl ve doğrudan doğruya ürünlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediğinden somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfının bulunduğu, davalı başvurusunun konusu olan “shifa home fitaform” ibareli işarette “FORM” ve “FİT” ibaresinin asıl ve ayırt edici unsurlardan biri konumunda olduğu, zira “şifa home” ibaresinin yeterli ayırt edicilik sağlamadığı, başvuru kapsamında yer alan 5. sınıfta yer alan “diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler” ürünleri ile 30.sınıftaki tüm ürünlerin davacı markalarının kapsamında yer alan ürün ve hizmetlerle aynı türden olduğu ve bu ürün ve hizmetler bakımından iltibasın oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne TPMK’nın YİDK’nın 2017/M-8885 sayılı kararının anılan mallar yönünden iptaline markanın da hükümsüzlüğüne, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı şirket vekilince ve davalı TPMK vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin iltibas değerlendirmesinin yerinde olduğu, 6769 sayılı SMK’nın 6. maddesinin, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesinden farklı bir hüküm içermediği, kaldı ki TPMK’nın açılan hükümsüzlük davasının tarafı da olmadığı gerekçesi ile davalılar vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili ve davalı TPMK vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekili ve davalı TPMK vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.