Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/20830 E. 2020/13178 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20830
KARAR NO : 2020/13178
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

Kasten yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına dair Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.09.2018 tarihli ve 2017/663 Esas, 2018/644 Karar sayılı kararına karşı sanık tarafından yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.10.2018 tarihli ve 2018/2177 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 24.06.2020 tarihli ve 2019/20037 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2020 tarihli ve 2020/56305 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, her ne kadar Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın eyleminin ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturma ihtimalinin bulunduğu, delillerin anılan suç bakımından irdelenmesi gerektiği gerekçesiyle sanık tarafından yapılan itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara sanığın, beraat etmesi gerektiği yönünde itirazda bulunulduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik bir itirazın bulunmadığı, mercii Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesinin şartlarının olup olmadığı hususu ile birlikte hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını esastan da inceleyebileceği ancak, şartların varlığı halinde sanık lehine olan durumun sanık aleyhine olacak şekilde kaldırılıp, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2016 tarihli ve 2016/91522 Soruşturma, 2016/30869 Esas, 2016/23484 sayılı iddianamesinde, sanık hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan açılmış bir kamu davası bulunmadığı da gözetilmeden, yeniden duruşma yapılarak hükmün açıklanmasına karar verilmesi yönünde karar verilemeyeceği cihetle, itirazın reddi yerine, yazılı gerekçeyle kabulüne isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih ve 2012/534 Esas, 2013/15 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, merciin incelemesini sadece şekli olarak değil, 5271 sayılı CMK’nin 267-271. maddeleri uyarınca hem maddi olay hem de hukuki yönden de incelenmesi gerekmektedir.
5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarih ve 2014/14-102 Esas, 2014/128 Karar sayılı ilamında ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 gün ve 169-223 sayılı ilamında belirtildiği üzere; kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eder. Bu karar, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar CMK’nin 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Aleyhe düzeltme veya bozma yasağının istinaf kanun yolu CMK’nin 283. maddesinde ve temyiz kanun yolunda CMK’nin 307/4. maddesinde öngörüldüğü, itiraz kanun yolunda ve kanun yollarının genel hükümlerinde bu müesseseye yer verilmediği, yasa koyucu tarafından bozma veya düzeltme yasağına yer verilen müesseselerde bu hususun tahdidi olarak belirtilmesi karşısında bu açık iradeye aykırı olarak kıyas da yapılamayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında; inceleme konusu somut olayda, sanık hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2016 tarihli ve 2016/91522 Soruşturma, 2016/30869 Esas, 2016/23484 sayılı iddianamesindeki, “…İcra Mahkemesince yapılmakta olan bir satış işlemi için mahkeme satış salonu önünde …tartışma çıktığı, çıkan bu tartışma sırasında ise şüpheli mağdur …’ in şikayetçi şüpheliye hitaben “bu mal bizim, bizden başkası giremez, her kuşun eti yenmez” şeklinde tehdit içerikli sözler sarf ettiği ,..tartışmanın büyüyerek kavgaya dönüşmesi üzerine bu kez şüpheli …’ in …’ e vurarak onu …basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaraladığı…” şeklindeki anlatıma göre ihaleye fesat karıştırma suçu sevk maddelerinde gösterilmemiş ise de iddianame anlatımındaki fiiller ihaleye fesat karıştırma suçuna dönüşebilecektir. İhaleye fesat karıştırma suçu ile ilgili yargılama yapma ve delilleri değerlendirme yetkisi ise Ağır Ceza Mahkemesine aittir. İtiraz üzerine sanık aleyhine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kaldırılabileceği de gözetilerek itiraz merciinin kararında isabetsizlik bulunmadığından yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmelidir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.