Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/4555 E. 2020/7450 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4555
KARAR NO : 2020/7450
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Katılanın yaralanmasına ilişkin Edremit Devlet Hastanesinin 23.11.2014 tarih ve 6856 no’lu genel adli muayene raporunda ”burun sırtında sağda 1 cm’lik kesi, burun sola deviye (nazal fraktür mevcut), BTM ile giderilmiştir, geçici hekim raporudur, kati rapor KBB uzmanı tarafından verilecektir” şeklinde, Edremit Devlet Hastanesinin 01.12.2014 muayene tarihli,128 nolu KBB uzmanı tarafından verilen genel adli muayene raporunda ”hasta muayene edildi, hayati fonksiyonları orta derecede etkileyen tip 2 burun kırığı saptandı, başka KBB patolojisi saptanmadı, BTM ile iyileşmez, burun sırtında 0.5 cm’lik kesi mevcut, durum bildirir kesin hekim kanaat raporudur.” şeklinde, Balıkesir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 28.03.2016 tarihli raporunun sonuç kısmında ”….Sorulan hususlarda kesin kanaat oluşmadığından, olay sonrası tedavi gördüğü tüm sağlık kuruluşlarında kişi adına düzenlenen tüm tıbbi evrakı ve çekilen grafilerin asıllarının veya cd ye bastırılacak dijital hallerinin (DICOM formatında) içerir adli tahkikat dosyasının Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İlgili İhtisas Dairesi’ne gönderilerek görüş alınmasının uygun olduğu kanaatini bildirir rapordur.”şeklinde tespitlere yer verildiği, bu haliyle raporların içeriğinin Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; katılanın tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri, geçici ve kesin raporları ile birlikte Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kuruluna sevk edilerek bilhassa yüzde sabit iz ve kemik kırığının hayati fonksiyonlara etki derecesi hususlarında değerlendirme yapılarak, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen her bir ölçüte göre ayrı ayrı, yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
2)Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması karşısında, katılanın 01.12.2014 tarihli adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2.) derece olduğu belirtilmesine rağmen, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/3) oranında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
3)Gerekçeli karar başlığında …’ın sıfatının katılan sanık yerine müşteki sanık olarak gösterilmesi,
4)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 23.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.