YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2739
KARAR NO : 2012/7336
KARAR TARİHİ : 20.03.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 2981 TL’lik takibe vaki itirazın iptali ile %40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacı ile davalı arasında yapılan ilaç alım satımı sonucunda, ilaç bedelinin faizi ile birlikte tahsili amacı ile davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalının faize itirazda bulunduğunu beyan ederek itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı savunmasında, temerrüt gerçekleşmediği için faiz talep edilemeyeceğini beyan etmiştir.Dosyada mevcut bilirkişi raporunun incelenmesinden, “taraflar arasındaki mal alım satım sözleşmesinde, muayene ve kabul komisyonunca kabul raporunun düzenlenmesinden itibaren 60 gün içinde fatura bedelinin davacıya ödeneceği” hususunun kararlaştırıldığı, buna göre 60 günlük süresinin sonunda davalının temerrüde düştüğü, bu tarihten itibaren de yapılan faiz hesabı neticesinde davacının takipte talep ettiği faiz tutarının yerinde olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından da bu rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.Faiz alacağı ile ilgili olarak; “BK 101.maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrid olur.” hükmü getirilmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. Ayrıca, sözleşmeden doğan bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacaklının usulüne uygun bir şekilde borçluyu temerrüde düşürmesi gerekir.Somut olayda; mahkemenin kabulünde olan taraflar arasındaki ödeme süresine ilişkin şart, muacceliyet şartı olup, BK.Madde 101’deki temerrüt olgusunu sağlayan bir hüküm değildir.Öyle ise mahkemece yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, dava tarihi öncesinde davalının davacı tarafından temerrüde düşürülüp düşürülmediği, düşürülmüş ise ne zaman düşürüldüğü tespit edilmeden işlemiş faiz yönünden de davanın kabul edilmiş olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.