YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1234
KARAR NO : 2012/2611
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair …Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.09.2010 gün ve 131/405 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, miras, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki nedenine dayanarak davalı Hazine adına kayıtlı bulunan 1045 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacılar yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 1045 parselin 1/2 oranında tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili ile davacılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 13.01.2009 tarih 2006/297 Esas ve 2009/6 Karar sayılı hükmünün temyizi üzerine Dairece 2009/2818-5588 Esas ve Karar sayılı 16.11.2009 tarihli kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca davacılar ile miras bırakanları ve diğer mirasçılar bakımından miktar ile taşınmazların sulu veya kuru nitelikte bulunup bulunmadıkları yönünden araştırma yapılması gereğine işaret edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hallerde zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyecektir. Dava konusu taşınmazın davacılara 1972 yılında ölen miras bırakanları …’dan intikal ettiği ve intikal tarihi ile kadastro tespit tarihi arasında davacıların tek başlarına kazanmayı sağlayan zilyetlik süresinin dolmadığı belirlendiğine göre, 1617 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 26.07.1972 tarihinden itibaren davacılar, kök miras bırakanı … ve davacılar dışındaki diğer tüm mirasçılar yönünden de aynı çalışma alanında senetsizden edindikleri taşınmazların araştırılması gerekmektedir. Dosya arasında yer alan bilgi ve belgelere göre, davacıların miras bırakanı …’un belgesizden aynı çalışma alanında dava konusu taşınmaz dışında 100 dönümden fazla taşınmazın mirasçılarına intikal ettiği ve bu taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında mirasçılar adlarına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın da davacıların miras bırakanı …’dan kaldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığına göre, 100 dönüm fazlası olan bu bölüm bakımından, davacıların kazanmayı sağlayan bağımsız zilyetlikleri de olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde ve ilgili yasa maddelerinin yorumunda yanlışa düşülerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlaı bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 207,75 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.