YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5975
KARAR NO : 2013/8447
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan kiralandığı araçla yanında ailesi de olduğu halde trafik kazası geçirdiğini, kazanın teknik arıza nedeniyle meydana geldiğini, olayda kendisi ile eşi ve oğlu …’ın yaralandıklarını, müvekkilinin aracın hasarlarına katlandığını, oysa bundan davalının sorumlu olduğunu, araçta 20.000 TL tutarında hasar olduğunu, bunun bir kısmının davalı tarafından müvekkiline ödendiğini, bakiye 6.000 TL’nin ödenmediğini belirterek şimdilik 6.000 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 10.10.2012 tarihli ıslah dilekçesinde olayda müvekkilinin eşi ve oğlunun kırık olacak şekilde yaralandıklarını, ameliyat olduklarını, müvekkilinin ailesinin ağır şekilde yaralanması sebebiyle ağır acı ve ızdırap çektiğini, suçluluk duygusu altında kaldığını, kusuru olmadan gerçekleşen kaza nedeniyle buhran içine girdiğini belirterek maddi tazminat davasını manevi tazminat davasına dönüştürdüklerini, 6.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili tek taraflı kazada tek kusurlunun davacı olduğunu, kazanın 04.15’te davacının yorgun, hızlı, uykusuz araç kullanması sebebiyle gerçekleştiğini, kaza tutanağında da doğrultu değiştirme manevrasını yanlış yapması sebebiyle davacıya kusur verildiğini, araçta teknik arıza olmadığını, müvekkilinin araçların bakımını devamlı yetkili serviste yaptırdığını, aracın 2011 model olup kazadan 7 ay önce trafiğe çıktığını, arıza halinde sesli ya da görüntülü uyarı işareti vereceğini, davacının teknik arıza sebebiyle kazanın
meydana geldiğini ispatlamadığını, davacının hangi maddi zararla ilgili talepte bulunduğunu açıklamadığını, ıslah talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, manevi tazminat ayrı bir dava konusu türü olduğundan maddi tazminat istemi ıslah yolu ile manevi tazminata dönüşemeyeceğinden ıslah talebinin kabul edilmediği, davacının maddi tazminat istemi açısından davaya devam etmeyeceğini bildirdiği ve delilleri sunamadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin iken davacı tarafça davanın ıslahı ile manevi tazminat talebine dönüştürülmüştür. Dava 23.2.2012 tarihinde 6100 Sayılı HMK’nin yürürlükte olduğu tarihte açılmıştır. HMK’nin 180.maddesinde davanın tamamen ıslahı düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre “davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” Aynı kanunun 176.maddesinde “taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamemen ıslah edebilir. Aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” 177.maddesinde “ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.” 178.maddesinde ıslah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hale gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hakimin takdir edeceği teminatı bir hafta içinde mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Aksi halde, ıslah yapılmamış sayılır.” 179.maddesinde “ıslah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur.” hükümleri getirilmiştir.
Somut olayda davacı, davalı şirketten kiraladığı araçla yanında ailesi de olduğu halde seyrederken 5.11.2011 tarihinde saat 04.15’te meydana gelen tek taraflı kazada araç hasarlanmış, davacının eşi ile çocukları yaralanmıştır. Davacının bel ağrısı şikayeti olmuştur. Davacının eşi … ile oğlu … kemik kırığı nedeniyle ameliyat olmuşlardır. Kaza tutanağında, davacının bilinmeyen bir nedenden dolayı aracının direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu doğrultu değiştirdiği gidişe göre sağda bulunan
bariyerlere çarpıp yoldan çıkarak yolun alt kesiminde bulunan ağaçlara çarparak durabildiği, doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapması nedeniyle kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kaza tutanağında havanın açık, vaktin gece, yol yüzeyinin kuru ve asfalt kaplama, tek yönlü, hafif eğimli
düz yol olduğu tespit edilmiştir. Kaza yapılan araç 2011 model … otomobil olup 14.4.2011 tarihinde trafiğe çıkmıştır. Davacı vekili, kazanın teknik arıza nedeniyle meydana geldiğini, müvekkilinin aracın hasarlarını giderdiğini, bunun bir kısmının davalı tarafından müvekkiline ödendiğini, bakiye 6.000 TL’nin ödenmediğini belirterek şimdilik 6.000 TL hasar bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiş, kaza tespit tutanağı ile hastane belgelerine dayanmış aracın hasarının giderildiğine hasarın ödendiğine dair belge sunamayacağını, davalıya elden ödeme yapıldığını bildirmiştir. 3.10.2012 tarihli ön inceleme duruşmasında davayı ıslah etmek için süre istemiş; 10.10.2012 tarihinde gerekli harç ve yargılama giderlerini yatırarak bu tarihte ibraz ettiği ıslah dilekçesinde; olayda müvekkilinin eşi ve oğlunun yaralandığını, ameliyat olduklarını, müvekkilinin manevi yönden acı ve ızdırap çektiğini belirterek açtığı maddi tazminat davasını tamamen ıslah ederek 6.000 TL manevi tazminatın davalıdan tazminini istemiştir. 19.12.2009 tarihli oturumda maddi tazminat davasına devam etmediğini, davanın manevi tazminat olarak devamını istediğini beyan etmiştir. Mahkemece aynı tarihli duruşmada ara kararı ile maddi tazminat davasının ıslahla manevi tazminata dönüştürülemeyeceği manevi tazminatın ayrı bir dava türü olduğu belirtilerek davacının ıslah talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı hakkında Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.12.2011 tarihli kararı ile şikayet olmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı vekili, olayda tek kusurlunun davacı sürücü olduğunu, kazanın teknik arıza nedeniyle meydana gelmediğini, kaza saati gözönüne alındığında, davacının yorgun, hızlı, uykusuz şekilde araç kullanması sebebiyle kazanın olduğunu, aracın 2011 model olup kaza tarihinden 7 ay önce trafiğe çıktığını, müvekkilinin araçların bakımını devamlı yetkili serviste yaptırdığını, araçta arıza olması halinde, aracın sesli ya da görüntülü uyarı işareti vereceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Kaza tesbit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli sayılan belgelerdendir. Davacı taraf kaza tesbit tutanağının aksine, kazanın teknik arıza sebebiyle meydana geldiğini, dosya kapsamına göre somut şekilde ispatlayamamıştır. Aracın üzerinde bu hususta teknik inceleme de yapılmamıştır. Kimse kendi kusuruna dayanarak hak talep edemez. Davacı vekili dava dilekçesinde açtığı maddi tazminat talebini tamamen ıslah ederek (şartlarını yerine getirmek kaydıyla) manevi tazminat davasına dönüştürebilir. HMK’nin 180 maddesi hükmüne göre bu mümkündür. Davacı tarafta 1 haftalık süre içinde ıslah dilekçesini hazırlayıp gerekli harç ve masrafları yatırarak davanın tamamen ıslah edilmesi için gerekli şartları yerine getirmiştir. Bu durumda mahkemece davacı tarafın ıslah talebinin kabulüne karar verilmesi, gerekirken yazılı olduğu biçimde ispatlanamayan davanın reddine şeklinde hüküm kurulması doğru değil, bozma sebebi ise de davacı taraf, kazanın teknik arıza sebebiyle meydana geldiğini somut biçimde kanıtlayamadığından sonucu itibariyle ispatlanamayan davanın reddine dair karar doğru olduğundan hükmün gerekçesinin bu şekilde değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının reddine, sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 6.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.