YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7445
KARAR NO : 2013/4948
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirketin trafik sigortacısı olduğu aracın kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğünü, tedavinin devam ettiğini, maddi zararının oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla daimi sakatlık (iş göremezlik) tazminatı olarak 10.000,00 TL.’nin davalıdan avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 17.11.2011 tarihli celsede delillerin sunulması için verilen kesin süreye karşın, davacı tarafça bu süreye mazeretsiz olarak riayet edilmediği için ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
1086 sayılı HUMK.’nun 163. maddesine göre( 6100 s. HMK’nın 94.md.), kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse, sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, davacı taraf bilirkişi incelemesi ve tanık delillerine dayanmış, delillerini de kısmen bildirmiştir. Bu durumda mahkemece, 17.11.2011 tarihli celsede delillerin sunulması için kesin süre verilmesi dosya kapsamı incelendiğinde usule uygun değildir.
O halde mahkemece, ibraz edilen belgeler doğrultusunda, yargılamaya devam edilerek işin esası hakkında varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.