Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/6132 E. 2020/12477 K. 01.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6132
KARAR NO : 2020/12477
KARAR TARİHİ : 01.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
2) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Özel Medibafra Hastanesi tarafından 14.07.2015 tarihinde düzenlenen rapor içeriğine göre katılanın maruz kaldığı yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu ve “hayati tehlikesinin bulunmadığının” tespit edildiği anlaşılmakla, rapor içeriğinin Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı, bu nedenlerle katılana ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporların temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Trafikte yol verme meselesi yüzünden çıkan tartışma sonrasında, katılanın uzunca bir süre sanığı takip ederek otoparkta sanığın üzerine yürümesi sonucu sanığın katılanı bıçakla yaralaması şeklinde gerçekleşen olayda, sanık hakkında TCK’nin 29. maddesi gereğince haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, suça sürüklenen çocuğa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
d) 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri gereğince belirlenen hapis cezasının TCK’nin 87/1-d maddesi ile bir kat artırılması, bulunan cezanın 5 yıl hapis cezasının altında kalması halinde TCK’nin 87/1-son maddesi gereğince 5 yıl hapis cezasına çıkarılması gerekirken, TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerinin tatbikinden sonra TCK’nin 87/1-d-son maddeleri işaret edilerek cezanın doğrudan 5 yıla çıkartılması suretiyle 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesine aykırı davranılması,
e) Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son maddeleri uyarınca hükmolunan “5 yıl” hapis cezası üzerinden, TCK’nin 62. maddesi gereğince (1/6) oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın “4 yıl 2 ay” yerine “3 yıl 1 ay 15 gün” olarak hatalı hesaplanması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
f)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerden  6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, 01.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.