Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2018/4692 E. 2020/2909 K. 16.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4692
KARAR NO : 2020/2909
KARAR TARİHİ : 16.06.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/04/2016 gün ve 2012/484 – 2016/137 sayılı kararı onayan-bozan Daire’nin 21/05/2018 gün ve 2016/11000 – 2018/3742 sayılı kararı aleyhinde davalı banka vekili ve birleşen davada davalı … vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, 1929 doğumlu olan müvekkilinin bunama alametleri gösterdiğini, idrak ve tepki yeteneğini yitirdiğini, kolaylıkla aldatılabilecek halde olduğunu, unutkanlığının bulunduğunu, davalılardan …’un müvekkilinin oğlu olduğunu, müvekkiline ait iki adet taşınmazın … tarafından 10.594.707,54 TL’ye kamulaştırıldığını, davalı …’un müvekkilini kandırarak, davalı banka personeli ile de birlikte hareket edip müvekkili adına teselsüllü müşterek mevduat hesabı açtırdığını, müvekkilinin, hesabın bu mahiyetini bilmediğini, bu şekilde bir hesap açmak yönünde iradesinin olmadığını, hesap cüzdanı üzerinde teselsüle ilişkin bir açıklamanın bulunmadığını, hesap cüzdanının sadece tek bir kişi adına açılmış gibi düzenlendiğini, bankanın bilerek ve isteyerek hesap cüzdanına teselsüllü müşterek mevduat hesabı olduğunu yazmadığını, Karayolları’nın toplam 10.594.707,54 TL’yi kamulaştırma bedeli açıklamasıyla müvekkilinin anılan hesabına gönderdiğini, grafolog bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere kamulaştırma bedelinin hesaba aktarılmasına ilişkin talimattaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, çerçeve sözleşmesinin de müvekkilince imzalanmadığını, aksi bile olsa okuma yazma yeteneğini kaybeden müvekkiline okunmadığını, ayırtım gücü yönünden rapor alınması gerektiğini, paranın teselsüllü hesaptan 9.050.000 TL olarak çekildiğini, paranın davalı …’a ödenmesinin batıl olduğunu, davalı …’un hile ile müvekkilini aldattığını, dolandırıcılık ve sahtecilik yaptığını ileri sürerek 9.050.000 TL’nin 23.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı banka vekili, davacı ve davalı …’un bizzat bankaya gelip sözleşmeyi imzalayarak hesap açtırdıklarını, hesabın her ortağın tek başına işlem yapabilecek şekilde olmasını istediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Asıl davada davalı … vekili, ayırt etme gücünü sahip bulunan davacının kabulü ile teselsüllü hesap açıldığını, hesapta her bir ortağın münferiden işlem yapamaya yetkisinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davadaki iddialarına ilaveten, müvekkili hakkında 26.03.2012 tarihinde tam demans tanısı konulup mahkemece kısıtlama kararı verildiğini, olay tarihinde de tam ehliyetsiz olan müvekkilinin, davalının yönlendirmesi ile hareket ederek 1.000.000 TL’yi davalının hesabına gönderdiğini, işlem esnasında tam ehliyetsiz olan müvekkilinin işlemlerinin hükümsüz olduğunu ileri sürerek 1.000.000 TL’nin haksız fiil tarihi olan 27.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, bakiye paranın korunması maksadıyla bizzat davacı tarafından kendi isteğiyle 1.000.000 TL’nin müvekkiline gönderildiğini, bu paranın da davacı adına kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecinde önce kendisine vasi atanan ardından vefat eden ve terekesine temsilci atanan davacının, adına davalı bankada teselsüllü müşterek hesabın açıldığı tarihte fiil ehliyeti olmadığının belirlendiği, Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırma bedelinin yatırıldığı bu hesaptan 9.050.000 TL’nin asıl davanın davalısına, 1.000.000 TL’nin birleşen davanın davalısına ödendiği, bu durumda hem hesap açma, hem de bu hesaptan anılan davalılara para ödeme işlemlerinin hükümsüz olduğu, davalı bankanın, davalı … ile birlikte hareket ettiği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın davalı banka yönünden reddine, 9.050.000 TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan tahsili ile tereke hesabına ödenmesine, birleşen davanın kabulüne, 1.000.000 TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile tereke hesabına ödenmesine dair verilen karar davacı vekili, asıl davanın davalısı … vekili, birleşen davanın davalısı … vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalı banka vekili ve birleşen davanın davalısı … vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı banka vekili ve birleşen davada davalı … vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı Banka vekili ve birleşen davada davalı … vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 38,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 477,45 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenlerden ayrı ayrı alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 16/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.