YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16704
KARAR NO : 2020/1210
KARAR TARİHİ : 24.02.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan babası …’nin 2666 ada 2, 840 ada 10, 11, 12, 13 (yeni 1288 ada 10, 11, 12 ve 13) parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini, davalının taşınmazları satın alacak ekonomik gücünün bulunmadığını, temliklerin mal kaçırma amacıyla, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, temliklerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, Anayasamızda hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması, sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olup, bu gereğin yerine getirilebilmesi de adli yardım ile mümkündür. Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK’nin 465 ila 472 maddeleri ile 6100 sayılı HMK’nin 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Öte yandan; 6100 sayılı HMK’nin 336/3. maddesinde adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay’a da yapılabileceği açıkça belirtilmiş ve 337/1. maddesinde de duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, her ne kadar davalı adli yardım talepli dilekçesine belge eklememiş ise de, davalının Dairedeki emsal dosyalarında adli yardım talebinin kabul edilmiş olduğu anlaşılmakla, adli yardım talebinin kabulüne karar verilip, işin esasının incelenmesine geçildi.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle çekişme konusu taşınmazların mirasbırakan tarafından davalıya temlikinin muvazaalı olduğu husususun diğer mirasçılar tarafından açılan Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/559 Esas sayılı ve …1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/375 Esas sayılı davalarda saptandığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, reddine.
Ancak, çekişme konusu 2666 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 268/717 payı davalı … adına kayıtlı olduğu halde, hükmün 1-A bendinde anılan payın mirasbırakan … adına kayıtlı olduğundan bahsedilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki, değinilen bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığından, hükmün 1-A) bendinde yer alan “… tarafların ortak miras bırakanı ……” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine; “…davalı ……” ibaresinin yazılmasına, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, adli yardım talepli olduğundan davalıdan harç alınmasına yer olmadığına, 24/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.