Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5056 E. 2020/3098 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5056
KARAR NO : 2020/3098
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 21/12/2017 tarih ve 2014/1115 E- 2017/511 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19/09/2019 tarih ve 2018/1447 E- 2019/878 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, …’in ilk olarak 1984 yılında murisleri …tarafından kurulduğunu, …’in yıllarını vererek …’i Eskişehir’in önde gelen markalarından biri yaptığını, 2000 yılından sonra müteveffanın eşi … tarafından işletilmeye başlandığını, ancak …’in ticari hayat bilgisinin bulunmadığını, 2000 yılında yanlarına dava dışı… adında personel aldıklarını, işleri…’in yürütmeye ve …’i yönlendirmeye başladığını, müvekkillerinin tecrübesizliğinden faydalanarak …’i borç batağının içerisine soktuğunu, davalı ve …’in müvekkillerine borçlar kapatıldıktan sonra geri verileceği vaadi ile ve baskı altında Eskişehir 5. Noterliğinin 15/06/2012 tarih 07183 yevmiye numaralı marka devir sözleşmesi imzalattıklarını, Eskişehir’in en meşhur markasının 7.900,00 TL bedelle devrinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmenin hile, ikrah ve gabin ile sakat olduğunu, müvekkillerinin 16/07/2012 tarih ve 08583 yevmiye numaralı feshi ihbarnamesi devir sözleşmesini haklı sebeplerle feshettiklerini, davalının marka devir sözleşmesindeki semeni ödemediği için de sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek 15/06/2012 tarih ve 07183 yevmiye nolu marka devir sözleşmesinin iptalini ve dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğini, müvekkilinin iyi niyetli kişi konumunda olduğunu, davacı tarafın müvekkili tarafından ödenen paraları daha sonra müvekkiline iade etmeye yanaşmadığını, davacılar aleyhinde dolandırıcılık ve mal kaçırma sebebi ile ikame edilmiş ve hali hazırda devam eden davaların mevcut olduğunu, davacıların dava konusu sözleşmeyi feshettiğine ilişkin ihtarnamelerin müvekkiline tebliğ edilmediğini, iddiaların yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu Marka Devir Sözleşmesinin 15.06.2012 tarihinde imzalandığı, sözleşmenin akdedildiği tarihten bir ay sonra davacılar fesih iradelerini noter yolu ile gönderdikleri fesih ihbarnamesi ile açıklamış olsalar da davalıya tebligatın ulaşmadığı, bu davanın hak düşürü sürenin dolumundan sonra 15.12.2014 tarihinde açıldığı, süresinde olduğu varsayılsa dahi, aşırı yararlanmanın kabul edilebilmesi için objetif unsurlarının yanında subjektif unsurlarının da gerçekleşmesi gerektiği, davacının kadın olmasının düşüncesizlik deneyimsizlik olarak nitelendirilemeyeceği, sözleşmeyi imzalarken bedelin düşüklüğünü ve markayı devrettiğinin farkında olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıların iradelerinin sakatlanması, aşırı yararlanma hukuki nedenine dayalı davanın Borçlar Kanunu’nun 28. maddesinde öngörülen 1 yıllık süre içerisinde açılmadığının belirlenmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu markanın hükümsüzlüğü yönünden de başka bir iddianın ileri sürülmemiş olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 23/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.