YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6196
KARAR NO : 2020/10811
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde çekici şoförü olarak 01/05/2005 tarihinde işe başladığını, ancak davalının müvekkilinin işe giriş tarihini 05/09/2007 olarak beyan ettiğini, müvekkilinin çalışmakta olduğu şirketten işverenin iş akdine son vermesi sebebiyle işinden ayrılmak zorunda kaldığını, bu nedenle müvekkilinin hizmet süresinin tespiti amacıyla … İş Mahkemesinin 2009/215 esas sayılı dosyası hizmet süresinin tespiti davasını açtığını ve davanın kesinleştiğini, dava sonucunda 15/09/2005 tarihinde davalı ile müvekkili arasında sigortalılık ilişkisinin başladığının tespit edildiğini, müvekkilinin iş akdinin davalı şirket tarafından sebepsiz yere feshedildiğini ve müvekkiline davalı tarafından kıdem, ihbar tazminatı, 2 aylık maaş alacağı, fazla mesai ve hafta sonu tatili ve resmi bayram ücretlerinin ödenmediğini, müvekkilinin davalı işyerinde çekici şoförü olarak sabah saat: 07.30 akşam 21.00’e kadar çalıştığını ve iş olması halinde akşam saat 21.00 sonraları ve hatta saat 24.00 sonrasında dahi çalıştığını, müvekkilinin çekici şoförü olmasına rağmen bu işle ilgili bir iş bulunmaması halinde bile otoparkta oto yıkama ve bekçilik işi yaparak mesai saatlerinde ve hafta sonu pazar günleri de dahil olmak üzere işyerinde çalıştığını, müvekkiline hiçbir fazla mesai ücreti de ödenmediğini, cumartesi ve pazar günleri de aynı saatler arasında çalıştırılan müvekkilinin çalıştığı süre içerisinde yıllık ücretli izin haklarını da kullanamadığını, resmi ve dini bayramlarda da çalıştırıldığını, müvekkiline son 2 aylık maaşının da ödenmediğini, davalı şirket tarafından müvekkilinin aldığı maaşın sigortaya asgari ücret olarak bildirilmiş olmasına rağmen müvekkilinin davalı işyerinde aylık 700,00 TL ücretle çalıştığını öğle yemeği ve yol masraflarının davalı şirket tarafından karşılandığını,aylık yemek ve yol masrafının yaklaşık olarak 150,00 TL – 200,00 TL olduğunu, müvekkilinin davalı tarafından işten çıkarıldığını, davalı şirketin müvekkiline ve diğer çalışanlarına sigorta yapmayacağını ve maaşlarından da 100,00 TL keseceğini, kış geldiğini ve işlerin azaldığını ve bunu yapmak zorunda olduğunu söylediğini, bunun üzerine müvekkilinin sürekli yolda olduğu için sigortasının yapılması gerektiğini söylediğini, buna rağmen davalı şirketin müvekkilinin sigortasını bundan sonra yapmayacağını ve kendisiyle yıllarını ayırmasını gerektiğini belirterek işten attığını ve işe geldiğinde işten kovduğunu, üzerine yürüdüğünü, müvekkilinin daha sonra işyeri sahibine işi veya işçilik haklarını vermesi için davalıya ihtarname çektiğini, davalının ihtarnameyi dikkate almayarak müvekkiline kendisini haklı göstermek için noteri çağırdığını ve sanki müvekkili üç gün üst üste işe gelmemiş gibi tutanak tutturduğunu, müvekkilinin bu durumu … Sosyal Güvenlik Kurumuna ve… Bölge Çalışma Müdürlüğüne bildirdiğini ve sigortasını yatırmamak için kendisini işyerinden kovduklarını anlattığını, müvekkilinin şikayeti üzerine davalı şirkete ceza kesildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, aşamalardaki beyanlarında, dinlenilen tanıkların… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/215 esas sayılı dava dosyasının 6. ve 8. celselerinde dinlendiğini ve her iki dosyada farklı beyanlarda bulunduklarını, bu nedenle bu tanıkların beyanlarının karar verilirken dikkate alınmamasını talep ettiklerini, itiraz dilekçelerindeki hususları ve zaman aşımı itirazlarını tekrar ettiklerini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci
Mahkemece, “dava konusu işçi işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davası olduğu mahkememizce 03/05/2015 tarihinde verilen karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından kıdem tazminatı, ücret alacağı ve fazla mesai alacağı yönünden bozulmuş yıllık izin alacağı ve ihbar tazminatı yönünden kesinleşmiş mahkememizce Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bozma ilamına uyularak bozma konusu alacaklar yönünden yeniden hesap yapılmak üzere dosya bilirkişiye verilmiş alınan 09/08/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının 1.968,90 TL brüt kıdem tazminatı alacağı, 3.090,96 TL fazla mesai ücreti alacağı, 816,30 TL ücret alacağı olduğu hesaplanmış mahkememizce bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğuna kanaat edilmiş davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilerek bozma ilamı doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi gereğince mahkeme kararlarının;
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
İçermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 esas, 2007/611 karar.).
Somut uyuşmazlıkta, bozma sonrası Mahkemece karar gerekçesinde ” davacının taleplerinden kıdem tazminatı, ücret alacağı ve fazla mesai alacağı yönünden bozulmuş, yıllık izin alacağı ve ihbar tazminatı yönünden kesinleşmiş …” şeklinde belirtilmiş ve bu nedenle yeniden verilen hüküm de yıllık izin ve ihbar tazminatı alacakları hakkında hüküm kurulmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2012 tarihli ve 2012/13-747 esas, 2012/84 karar sayılı ilamında ve Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği gibi, Yargıtay tarafından bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bozma ile birlikte önceki hüküm ortadan kalkarak hukukî geçerliliğini yitirir. Mahkemece bozulan karara atıf yapılarak yeni hüküm oluşturulamaz. Bozmadan sonraki kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun olmalıdır.
Mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun ve tüm talepleri karşılayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken yukarıdaki kanuni düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmaksızın, bozma sebebi yapılmayan alacak kalemleri hakkında hiç karar verilmemesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.