Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2507 E. 2020/4011 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2507
KARAR NO : 2020/4011
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2018 tarih ve 2015/369 E- 2018/330 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne-reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 10.09.2018 tarih ve 2018/1051 E- 2018/1107 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalının Samsun Şubesinden 26.951,48 TL, Ordu Şubesinden 49.125,12 TL olmak üzere toplam 76.076,60 TL alacaklı olduğu, bu hususa ilişkin davalı şirketin iki şubesiyle de cari hesap mutabakatı sağlandığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını, davalının davacıya ait ürünlerin Doğu Karadenizde dağıtımını yaptığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre davacının belirlediği fiyat listesinden davalıya %15-10 indirim ile ürün faturalandırılacağını, davalının da aynı fiyat listesinden %5+10 indirim ile davacı temsilcilerinin aldığı siparişleri perakende noktalara faturalama yaparak teslimatını sağlayacağını, asıl davanın davacısının, davalı – karşı davacının payını korumayacak şekilde fiyatları düşürmesi nedeniyle fark faturalarının düzenlendiğini, davalının bölge sorumlusu ve sigortalı çalışanı …tarafından bu faturaların imzalanarak kabul edildiğini, 30.10.2014 tarihli hesapta mutabakat sağlandığını, davacının çalışanı ve bölge sorumlusu ile önceden yapılan mutabakata binaen davalı tarafından kesilen fark faturalarının davacı tarafından kabul edilerek fark bedelinin sonraki ödemelerden mahsup edildiğini, bu şekilde farktan kaynaklı son kesilen faturalar taraflar arası ticari ilişki bittiğinden kötü niyetli olarak kabul edilmeyerek ödenmediğini ve iade edildiğini belirterek asıl davanın reddini, asıl davanın davacısının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini ve karşı davanın kabulüyle 40.817,70 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Karşı davada davalı vekili, karşı davacının 30.09.2014 tarihi itibariyle karşı davalının kendisinden alacaklı olduğunu kabul ettiğini, dolayısıyla davalının bu tarihten önceki alacak iddialarının dinlenemeyeceğini, karşı davacı tarafından gönderilen 116.893,36 TL tutarlı faturanın 20.11.2014 tarihinde tebellüğ edildiğini, Gemlik 3. Noterliğinin 20.11.2014 tarih ve 10222 yevmiye nolu itiraz mektubu ile faturaya itiraz edildiği ve itiraz ekinde firmaya iade edildiği, fatura içeriğinin herhangi bir mal teslimini içermeyip fiyat farkı adı altında düzenlendiğini, taraflar arasında yazılı bir bayilik sözleşmesi veya fiyat farkı – iskonto yapılması hususunda yazılı bir sözleşmenin olmadığını, …isimli kişinin karşı davalı adına hesap mutabakatı veya fiyat farkı anlaşması imzalamaya yetkili olmadığını belirterek, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı – karşı davalının ticari defterlerinde mal satışına ilişkin olarak davalı – karşı davacıdan alacaklı olduğunu iddia ettiği tutar 76.076.66 TL olduğu, davalı- karşı davacının bu alacak tutarına doğrudan bir itirazı bulunmadığı, davalı- karşı davacı 116.893.36 TL tutarlı davacı – karşı davalı tarafından iade edilen fiyat farkı faturasından yola çıkarak esasen kendisinin de fark bedel olan ( 116.893.36 -76.076.66 =40.816.70 TL ) davacı- karşı davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiği, davalı – karşı davacı taraf 28.10.2014 tarihli 10222 nolu 116.893.36 TL tutarlı faturayı davacı firma çalışanı …tarafından imzalanmış olmasından bahisle faturanın geçerli olduğu, aynı şahsın önceki faturaları da imzaladığı, davacının bu şahsın imzasına istinaden ödeme yaptığı, ancak uyuşmazlığa konu faturayı da bu defa adı geçenin yetkisi olmadığından bahisle ödemediğini belirttiği, davacı – karşı davalı taraf ise …isimli kişinin şirket adına fiyat farkı ya da hesap mutabakatı imzalamaya yetkili olmadığını ileri sürdüğü, karşı dava konusu 116.893.36 TL tutarlı faturasının kaynağını, karşı davacının aşamalardaki dilekçelerinde 01.05.2013 tarihinden 24.10.2014 tarihleri arasında 178 adet işleme yönelik olarak düzenlediğini belirttiği, Vergi Usul Kanununun 231/5. maddesinde, fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağının düzenlendiği, karşı davacı vekilinin bu faturanın 01.05.2013 tarihinden 24.10.2014 tarihleri arasında 178 adet işleme yönelik olarak düzenlediğini belirtmiş olması karşısında 7 günlük süresi içerisinde düzenlenmediğinin anlaşıldığı, öte yandan TTK m. 21/2’ye göre bir faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etme hakkına sahip olduğu, aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı, somut olayda davacı – karşı davalının uyuşmazlığa konu faturayı noter marifetiyle süresi içerisinde iade ettiği tarafların kabulünde olduğu, uyuşmazlığa konu faturanın asıl davanın davacısı çalışanı …tarafından imzalanmasının bir önemi olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davacının istinaf nedeninin vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı yönünden olduğu, vekalet ücretinde maddi hatanın olmadığı, ancak asıl davacının faturaya dayalı alacak nedeniyle icra takibi yapmış olması davalı-karşı davacının da bu takibe itiraz etmek suretiyle takibi durdurmuş olmasından dolayı davacı-karşı davalı lehine dava dilekçesinde talep ettiği halde %20 icra inkar tazminatı verilmesi gerekirken bu hususun atlandığı, talebin kabulü veya reddi yönünde karar verilmediği, davacı-karşı davalının istinafının bu yönde kabulüne, yerel mahkeme kararının bütün kısımları baki kalmak kaydıyla, hükmün; 2. paragrafında itirazın iptali takibin devamı kısmından sonra gelmek üzere “davacının icra inkar tazminat talebinin kabulü ile asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine” şeklinde ilave yapılmasına, davacı-karşı davalının diğer istinaf taleplerinin reddine, karşı dava yönünden davalı-karşı davacının 116.893,36 TL fiyat farkı faturasına ilişkin iddialarını ispat edemediği, taraflar arasında faturayı doğrulayan yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı gibi davalının bu iddialarını yazılı delil ile ispat edemediği gerekçesiyle mahkemenin karşı davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı-karşı davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiş hüküm davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüyle “1. Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜ İLE; Rize 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 17/04/2018 tarih 2015/369 esas 2018/330 kararının bütün kısımları baki kalmak kaydıyla, Hükmün; 2. paragrafında itirazın iptali takibin devamı kısmından sonra gelmek üzere “davacının icra inkar tazminat talebinin kabulü ile, asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine” şeklinde EKLENMESİNE,” şeklinde hüküm kurulmuş ise de, istinaf mahkemesince, yerel mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde yalnız icra inkar tazminatı yönünden hükme ekleme yapılması HMK’nın 353/1-b-2 maddesine aykırı olup, bu nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davalı-karşı davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 12.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.