YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5400
KARAR NO : 2020/2868
KARAR TARİHİ : 15.06.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10/09/2019 tarih ve 2018/836-2019/540 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı banka nezdinde TL, Euro ve USD para birimleri ile işlem gören hesaplarından vefat eden oğlu…’e ölümünden önce yüksek tutarlı ödemeler yapıldığını, vadeli hesapların dahi vadesinden önce ödendiğini, davacının para çekmeye gittiği zaman bu durumu öğrendiğini, davalı bankanın vekalet aslını görmeden sadece fotokopisine dayanarak ödemeleri yaptığını, davacının söz konusu vekaletnameyi ihtiyaç halinde kullanmak üzere tek asıl olarak düzenlettirdiğini, oğlu…’e de vermediğini, vekaletname aslında ”Her nevi döviz veya Türk Lirası hesaplarımdan her seferinde aylık toplam 7.500,00 TL’sını geçmemek kayıt ve şartı ile para çekmeye” ifadesi yer almakta iken ödemelere dayanak vekaletname fotokopisinde “aylık” kelimesinin silinerek belgede tahrifat yapıldığını ileri sürerek, 155.518,32 EURO’nun, 2.845,00 USD’nin ve 43.810 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu ödemeler yapılmadan önce ilgili noter bizzat aranarak vekaletnamenin bulunup bulunmadığı, geçerli olup olmadığı, davacı tarafından oğlu…’e verilen yetki olup olmadığının sorulduğunu, bankanın bir kusurunun olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bankacılık işlemlerinle gerekli önlemleri olmayan davalı bankanın kusurlu olduğu, davacının ise aslını hiç kimseye vermediğini iddia ettiği vekaletnameyi özenli bir şekilde koruyamaması, vekaletnamenin bir şekilde oğlunun eline geçmesi ve vekili azletmemesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğu, davacının takdiren %20 kusurlu olduğu kabul edilerek TBK’nin 52.maddesi uyarınca tazminat miktarından bu oranda indirim yapılmasının uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile toplam 28.840,32 Euro’nun 2.400 Euro’sunun 20.08.2010, 640 Euro’sunun 15.09.2010, 2.800 Euro’sunun 30.09.2010, 799,07 Euro’sunun 04.11.2010, 1.638,71 Euro’sunun 10.02.2011, 3.516,60 Euro’sunun 25.03.2011, 9.092,98 Euro’sunun 28.04.2011, 1.324,88 Euro’sunun 02.05.2011,1.409,08 Euro’sunun 27.06.2011 ve 5.129 Euro’sunun 10.08.2011 tarihinden itibaren devlet banklarının Euro cinsinden mevduata uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ve ödeme günündeki kuru üzerinden, 2.276,00 USD’nin 15.09.2010’dan itibaren devlet bankalarının dolar cinsinden mevduata uyguladıkları en yüksek mevduat faizi ve ödeme günündeki kuru üzerinden, 15.676,00 TL’nin 2.416,00 TL’sinin 09.08.2010, 5.620,00 TL’sinin 13.09.2010, 3.200,00 TL’sinin 11.04.2011, 4.440,00 TL’sinin 10.05.2011’den itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4.565,67 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.