YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/44
KARAR NO : 2012/4744
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava dilekçesinde, daha önce hükmedilen iştirak nafakasının küçüğün ihtiyaçlarına yetmediği ileri sürülerek artırılmasına karar verilmesi istenilmiştir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Türk Medeni Kanununun 330.maddesinde “Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.” 331.maddesinde de “Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” hükmü düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenlemeler uyarınca nafaka miktarı tayin edilirken çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile küçüğün genel ihtiyaçları ve ana – babanın mali durumunun dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemece ana ve babanın aylık gelir durumları ile davalı babanın üniversite eğitimi gören diğer çocuğun kurs ve yol masraflarını da karşıladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; önceki nafaka takdiri ile bu dava tarihi arasında iki yıl geçmiştir. Bu süre içerisinde büyüyen çocuğun ihtiyaçları arttığı gibi, paranın satın alma gücünde düşüş olduğu da bir gerçektir. Babanın diğer çocuğun bir kısım giderlerini karşılaması ve davacı annenin gelirinin bulunması nafakanın artırılması gerekliliğini büsbütün ortadan kaldırmaz. Nitekim davalı da 50 – 100 TL arasındaki bir artışı ancak karşılayabileceğini beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece çocuğun artan ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalı babanın gelir durumu arasında denge kurularak hakkaniyet ölçüsünde (az da olsa) nafakanın artırılması gerekirken, davanın tümden reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.