YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/119
KARAR NO : 2020/3987
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.05.2018 tarih ve 2017/336 E- 2018/210 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.10.2019 tarih ve 2018/1513 E- 2019/1034 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Form” ibaresini esas unsur olarak içeren ve tanınmışlık vasfını haiz markaların sahibi olduğunu, ayrıca müvekkili adına tescilli ve Form ibaresini de görünür bir şekilde içeren tasarımlar bulunduğunu, davalı şirketçe yapılan ve 3, 5, 16, 21, 25, 28, 29, 30, 32 ve 33.sınıftaki ürünleri içeren 2015/99498 kod numaralı, “PERFORM” ibareli marka başvurusuna, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek, davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun asli unsurunun “PERFORM” ibaresi olduğu, rol yapma ve icra etme anlamına geldiği, başvuru konusu işaretin, “per” ve “form” kelimelerinin birleştirilmesiyle değil, aksine tek başına bir anlam ifade eden sözcükten oluştuğu, esasen çok dikkatli bakılmadığı veya düşünülmediği sürece başvuru konusu işarette form kelimesinin bütünün bir parçası olması sebebiyle ayrı bir kelime olarak algılanmasının mümkün olmadığı, itiraza mesnet markaların asli unsurunu teşkil eden “form” ibaresinin gıda ürünlerinin vasfını belirttiği, bu sebeple ayırt edici gücünün zayıf olduğu, buna göre davacının FORM ibareli markalarıyla davalının “PERFORM” ibare ve biçimli başvurularının konusu olan işaretler arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, davacının FORM ibareli markasının bisküvi ürünleriyle ilgili olarak belli bir bilinirliğinin bulunduğu, ancak işaretlerin farklı olması karşısında 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi koşullarının oluşmadığı, davacı tarafça ayrıca davalı başvurusunun konusu olan işaretin, ETİ FORM sözcüğünü de içeren 2002/1533, 2002/1680, 2002/1776, 2004/2317, 2006/904, 2006/1539 ve 2006/1969 sayılı tasarımların aynısı olup onlardan belirgin biçimde farklılık taşımadığını ve bu nedenle tescil olunamayacağını da iddia ettiği, tasarımın, bir ürün ya da ürün parçasının görünümü olduğu, 07.02.2006 gün ve 26073 sayılı Resmî Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğe giren 554 sayılı KHK’nin Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmeliğin 9/a-9. bendi hükmü uyarınca, bir tasarımın görsel anlatımında marka unsurunun bulunmasının, tasarım hakkı sahibine marka hakkı sağlamayacağı, davacının tasarım tescillerinin, içerdikleri biçim renk ve düzenleme itibariyle ancak bir bütün olarak korunabilecekleri, davalı … tescil başvurusunun konusu olan işaretin, davacının tasarımının belirgin biçimde benzeri olduğunun söylenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.