YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12561
KARAR NO : 2020/3955
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bakırköy 7. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 7. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince kararın kaldırılmasına, hukuki yarar mevcut olduğundan şikayetin esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkili şirketin borçlu şirket ile bir ilgisinin bulunmadığını, haczedilen eşyaların borçluya ait olmadığını, menkullere ait faturaların ibraz edildiğini, haciz mahallinde borçluya ait evrak bulunmadığını, mahcuzların borçlunun yokluğunda müvekkili şirketin elinde haczedildiğini, haciz adresinin müvekkili şirketin şube adresi olduğunu, haczin İİK’nin 99. maddesine göre yapılması gerekirken hatalı şekilde İİK’nin 97. maddesi uyarınca işlem yapılmasının usule aykırı olduğunu belirterek İcra Müdürlüğü tarafından 05.07.2017 tarihinde İİK’nin 96-97.maddesi gereğince yapılan işlemin kaldırılmasına, İİK’nin 99.maddesi uyarınca işlem yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İİK’nin 97. maddesi gereğince takibin devamına ilişkin verilen kararın kesin nitelikte olduğu, üçüncü kişi vekilinin kesin olarak verilen kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istihkak davası açma hakkının bulunduğu, bu nedenle Müdürlükçe oluşturulan işlemin kaldırılmasını, İİK’nin 99. madde hükmü uyarınca işlem yapılmasına karar verilmesini talep etmede hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı üçüncü kişi takibin devamına ilişkin verilen karar üzerine yasal 7 günlük süre içerisinde istihkak davası açtığından, şikayet yoluna başvurmada hukuki yararının bulunduğu, haciz yapılan adresin borçlu şirketin eski şube adresi olduğu, haciz mahallinde, borçlusu aynı alacaklısı farklı olan başka bir dosyada 07/12/2016 tarihinde yapılan haciz sırasında borçlu şirkete ait belgeler bulunduğu, borçlu şirket çalışanları ile davacı üçüncü kişi şirketin çalışanlarının aynı olduğu, bu nedenle mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı lehine olup, İcra Müdürlüğünce İİK’nin 96-97.maddeleri gereğince işlem yapılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince şikayetin esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken hukuki yarar yokluğu nedeniyle şikayetin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle ve kararın gerekçesinde hata edilmesi nedeniyle HMK’nin 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hukuki yarar mevcut olduğundan şikayetin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Talep, İcra Müdürlüğünün istihkak iddiası ile ilgili aldığı kararın iptal edilmesi istemine ilişkin şikâyet başvurusudur.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu haciz her ne kadar borçlu şirketin eski şube adresinde gerçekleştirilmiş ise de, İİK’nin 8. maddesi uyarınca aksi ispat edilene kadar muteber olan dava konusu 15.06.2017 tarihli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz borçlu huzurunda yapılmadığı gibi, haciz mahallinde borçluya ait herhangi bir evrak bulunmamış olup, şikayete konu hacizden altı ay kadar önce yapılmış olan hacizde bulunan evraklara dayanılarak şikayetin reddedilmesi de doğru olmayacaktır. Kaldı ki, 07.12.2016 tarihinde tatbik edilen hacizde haciz mahallinde borçlu şirkete ait evrak bulunduğu iddia edilmiş ise de, bu hacze ilişkin olarak üçüncü kişi …. tarafından açılan istihkak davasında üçüncü kişi şirketin istihkak istemi kabul edilerek mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, dosya kapsamına alınan ticaret sicil kaydına göre, haciz yapılan mahal haciz tarihi itibariyle üçüncü kişi şirketin şube adresidir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin davacı üçüncü kişi şirketin şikayet yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunduğu yönündeki tespiti doğru ise de, yukarıda yazılı gerekçelerle davacı üçüncü kişinin şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, şikayetin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.