YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1416
KARAR NO : 2020/5105
KARAR TARİHİ : 09.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız Yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece sanıklar hakkında karşılıksız yararlanma suçundan verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükümden önce 05/08/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 291. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen ve Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına karşı yedi gün olarak öngörülen temyiz süresinin on beş gün olarak değiştirildiği; ancak Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden önce verilen ve Yargıtaydan geçen dosyalar hakkında 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK’nun 305 ila 326. maddelerinin uygulanması gerektiği ve 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesi uyarınca da temyiz süresinin bir hafta olduğu gözetilmeden, katılan vekiline tebliğ edilen kararda temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle yanıltıcı ifade kullanılmış olması, kanun yoluna ilişkin süreler konusunda 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun’unda ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’unda farklı düzenlemelere yer verilmesi, 7035 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra temyiz süresi konusunda tereddütler oluşması ve ilk derece mahkemelerince yanıltıcı ifadeler kullanılmasının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/10/2015 tarihli, 2015/11-120 Esas ve 2015/313 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, avukatlar da dahil olmak üzere başvurucuların kanun yolunda yanılmalarına sebep olduğu gibi, Anayasa Mahkemesinin 09/06/2016 tarihli (Başvuru Numarası: 2014/4987) ve 22/09/2016 tarihli (Başvuru Numarası: 2014/1382) kararlarına göre de bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde bulunması nedenleriyle, sanık …’nin temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıklar hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükümlerde 5237 sayılı TCK’nun 163/3 ve 62/1. maddelerine göre tayin edilen 10 ay hapis cezasından aynı Yasa’nın 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereği günlüğü 30,00 TL üzerinden paraya çevrilerek “9.000,00 TL” adli para cezası olarak belirlenmesi gereken cezanın, hesap hatası sonucu, “3.000,00 TL” olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili, sanık … müdafi ve sanık …’nin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 163/3 ve 62/1. maddelerine göre tayin edilen 10 ay hapis cezasından aynı Yasa’nın 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereği günlüğü 30,00 TL üzerinden paraya çevrilerek “9.000,00 TL” adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.