YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4976
KARAR NO : 2010/12262
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
Davacı, trafik-iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelen sigortalıya yapılan yardımların 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ile davalı……tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve…..tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekili ile davalı …..ekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile “… YTL. alacağın … yasal faizi ile birlikte, ve 15.11.2005 tarihinde davalı…. tarafından davacı kuruma ödenen; … YTL. alacağın … tarihinden ödeme tarihi olan 15.11.2005 tarihine kadar işlemiş yasal faizinin davalı …..diğer davalı …. yönünden ise temerrüt tarihi olan 09.09.2005 tarihinden ödeme tarihi olan 15.11.2005 tarihine kadar işlemiş yasal faizinin davalılardan (davalı…. poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere)müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine” karar verilmiş ise de; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde “Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmesine, 389. maddesinde de, “Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmıyacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.” hükmünün öngörülmesine rağmen, 25.07.2009 tarihli kısa kararda ve gerekçeli kararda, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar konusunda, anılan Yasanın amir hükümlerine aykırı olarak, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438’inci maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının 1. bendinin silinerek yerine “Davanın kısmen kabulü ile, 4.565,31 TL. alacağın davalı …… yönünden dava tarihinden itibaren, davalı Orhan Günaydın yönünden sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Dava……arafından ödenen 1.234,80 TL. yönünden ise, sarf tarihlerinden, ödeme tarihi olan 15.11.2005 tarihine kadar işleyen yasal faizin davalı Orhan Günaydın’dan, 09.09.2005 ……tarihinden, ödeme tarihi olan 15.11.2005 tarihine kadar işleyen yasal faizin davalı…müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan …..alınmasına,
27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.