Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/6759 E. 2020/4616 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6759
KARAR NO : 2020/4616
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, kanuni gerektirici nedenlerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, 16/02/2009 tarihli iş kazasında sigortalının vefatı nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl dava dosyasında, davacı eş … ve çocuklardan … lehine 2.000,00 TL’şer, çocuk … lehine 185,60 TL maddi tazminatın sigortalının ölüm tarihi olan 16/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen 2014/385 esas sayılı dava dosyasında davacı eş … lehine 34.474,35 TL maddi, 60.000,00 TL manevi, çocuklar … ve … lehine 40.000,00 TL’şer manevi tazminatın sigortalının ölüm tarihi olan 16/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen 2019/80 esas sayılı dava dosyasında davacı eş … lehine 51.612,19 TL, davacı … lehine 2.451,37 maddi tazminatın sigortalının ölüm tarihi olan 16/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davacıların desteği sigortalı …’nin davalı şirkete ait işyerinde işçi olarak çalışırken 14/02/2009 tarihinde iş kazası geçirerek sürekli iş göremezliğe uğradığı ve bu iş kazasına bağlı olarak 16/09/2011 tarihinde vefat ettiği, Mahkemece 11/12/2014 tarihinde verilen bir önceki kararda asıl dava dosyasında davacı eş … lehine 1.000 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 16/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı çocuklar … ve …’nın ise maddi tazminat istemlerinin reddine karar verildiği, Birleşen dava dosyasında ise davacı eş lehine 32.851,14 TL maddi, 60.000 TL manevi, çocuklar … ve … lehine 40.000,00 TL’şer manevi tazminatın sigortalının ölüm tarihi olan 16/09/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekilince verilen 15/01/2015 tarihli dilekçe ile Manevi tazminat yönünden bozulması talep edilmiş, davalı vekilince de temyiz başvurusunda bulunulmuş olmakla 19/01/2016 tarih ve 2015/2269 Esas – 2016/198 Karar sayılı bozma ilamı ile “sigortalının 16/09/2011 tarihinde gerçekleşen ölümünün, 16/02/2009 tarihindeki iş kazası sonucu meydana gelip gelmediği konusunda, Kurum sağlık kurulları ile Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınmak, bu rapora karşı somut verilere dayanan bir itiraz olursa, Adli Tıp Kurumu, giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla iş kazası ile ölüm arasında tıbbi illiyet bağının bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek” gerekçesiyle bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde yukarıdaki gibi karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olaya uygulanması açısından usuli kazanılmış hak kavramı üzerinde durmak faydalı olacaktır. Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı).
Somut olayda, yerel mahkeme tarafından verilen 11/12/2014 tarihli bir önceki karar taraf vekillerince temyiz edilmekle beraber; davacı vekilinin temyiz sebeplerini içeren 15/01/2015 tarihli dilekçesine göre müvekkilleri lehine hükmedilne manevi tazminatlarının azlığı yönünden hükmü temyiz ettiği, maddi tazminata yönelik bir temyiz itirazının vaki olmadığı gibi bozma ilamında da yerel mahkeme kararının hak sahiplerinin desteği sigortalının ölümünün iş kazasından kaynaklı olup olmadığının araştırılması yönünden bozulmuş olduğunun anlaşılması karşısında, önceki kararda hüküm altına alınan maddi tazminat miktarları yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hakkın oluştuğu açıktır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacıların maddi tazminat istemleri yönünden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek, 11/12/2014 tarihli mahkeme kararında belirtilen şekilde hüküm kurmak, fazlaya yönelik istemlerin reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21/09/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.