YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1652
KARAR NO : 2020/3343
KARAR TARİHİ : 11.06.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
KARAR
Dava, üçüncü kişinin İİK’nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.Mahkemece, kararın kesin olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş, davalı alacaklı vekili Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne sunulmak üzere 3.9..2019 havale tarihli dilekçe ile kanun yararına temyiz yoluna başvurduğunu belirtmiş, Adalet Bakanlığının 19/03/2020 tarihli ve 39152028-153.01-1493-2019-E. 461/9216 sayılı yazılarına istinaden Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tarafından hükmün 6100 sayılı HMK m.363/1 uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364. maddesi gereğince; bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurma ve incelemesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılacaktır. Yine aynı Kanun’un 366. maddesinde de hüküm altına alındığı üzere, istinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre yapılacaktır.
HMK’nın 363. maddesinde “İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, davanın kesin olduğu belirtilerek kanun yolu gösterilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş, davalı alacaklı vekili tarafından kanuna yararına temyiz başvurusu başlıklı dilekçesi ile kanun yararına temyiz talebinde bulunulmuş ise de, 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 25 ve Geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığından ve bu tarihten itibaren verilen kararlar istinaf kanun yoluna tabi olup, inceleme Bölge Adliye Mahkemesince yapılacaktır. Uyuşmazlık konusu olayda, kanun yararına temyiz istemli dilekçe ile istinaf yolu atlanarak dosyanın direk Yargıtay tarafından incelenmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu 10.4.2017 tarihli haciz sırasında 5.000, 00 TL değerinde forklift ve 10.000, 00 TL para haczedilmiş, her iki mahcuz yönünden istihkak iddiasında bulunulmuş olduğundan karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değerin kesinlik sınırının üzerinde olduğunun kabülü gerekmektedir. Bu durumda, Mahkemece kararın kesin olduğu belirtilmek suretiyle kanun yolu konusunda tarafları yanıltacak şekilde hüküm oluşturulmuştur. Anayasa Mahkemesinin 20.1.2016 tarihli, 2013/7114 başvuru numaralı kararında da belirtildiği üzere, kararda temyiz süresinin hatalı gösterilerek hukuki belirsizliğe yol açılması, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 297/1-ç maddesi ve Anayasa’nın 40. maddesi hükümlerine göre de kararda yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca, “kanun yararına temyiz” istemli dilekçenin istinaf dilekçesi olarak kabul edilerek, dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle dosyanın Yerel Mahkemeye işlemsiz olarak İADESİNE, 11.6.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.