YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/439
KARAR NO : 2020/4039
KARAR TARİHİ : 25.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu 149 ada 1 parsel sayılı taşınmaza komşu parsel maliki davalı tarafından yapılan yapının taşkın olduğunu ileri sürerek elatmasının önlenmesine, ecrimisile ve taşan kısmın yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, müdahalenin keşfen sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli betonarme iki katlı ev nitelikli 149 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, komşu 3447 parsel sayılı taşınmaza inşa edilen yapıların dava konusu taşınmaza taşkın olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş 6100 sayılı HMK’nin 125. maddesinde de, dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK’nin 125/1. maddesi; dava açıldıktan sonra davalı, dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde; davacı taraf seçim hakkını kullanarak, dilerse temlik eden ile olan davasından vazgeçerek davaya devralan kişiye karşı devam edebileceği, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebileceği hükmünü içermektedir. Bu durum kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan usul kuralı olup, Mahkemece davacı yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Somut olaya gelince; davanın 24.07.2012 tarihinde açıldığı, çekişme konusu taşınmaza komşu taşınmaz olan 3447 parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı iken 23.06.2015 tarihinde dava dışı Kamil Başer’e satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; davacı yana, HMK’nin 125/1. maddesi uyarınca seçimlik hakkı sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.