YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/11465
KARAR NO : 2020/6650
KARAR TARİHİ : 08.07.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz dilekçesi içeriğine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Borçlunun temyiz itirazlarına gelince;
Alacaklı tarafından, borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte; borçlunun, takip konusu senedin kira sözleşmesinin birinci yılına ilişkin kira bedeline karşılık teminat amacıyla verildiğini ileri sürerek borca itiraz ettiği, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verildiği, karara karşı borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve borca itirazın kabulü ile borçlu yönünden takibin durdurulmasına ve davacının tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verildiği görülmektedir.
Somut olayda; takip dayanağı bononun üzerinde “teminat senedi” olduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı ancak takibin tarafları arasında düzenlenen 01/09/2014 tarihli kira sözleşmesinin 5. maddesinde, kiracının kiralayan firmaya 1 yıllık kiraya tekabül eden bedeli teminat senedi veya teminat çeki olarak vereceği yazılıdır. Sözleşmenin başlangıç tarihi 01.09.2014, 1 yıllık kira döneminin sonu 01.09.2015 ve ilk 1 yıllık kira bedeli toplamı 364.800-TL olup, bononun tanzim tarihi, vade tarihi ve miktarı ile birebir uyumludur. Alacaklının takip talebinde ve düzenlenen ödeme emrinde ”01/09/2014 yürürlük tarihli kira sözleşmesinden doğan borca ilişkindir” açıklaması yer almaktadır. Bu durumda takip dayanağı senedin kira sözleşmesi uyarınca verilen teminat senedi olduğu açıktır.
İİK’nun 169-a/6. maddesine göre, borçlunun itirazının esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesi kanun hükmü gereğidir.
O halde borçlunun icra mahkemesine başvurusu, İİK’nun 169. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup itirazın esasa ilişkin nedenlerle kabul edildiği ve itiraz dilekçesinde de tazminat talebi bulunduğu görülmekle, İİK’nun 169/a-6. maddesi uyarınca, borçlu lehine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerekirken, davacı borçlunun bu konudaki isteminin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 28/06/2019 tarihli, 2018/1431 Esas , 2019/1423 Karar sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 371. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 08/07/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.