Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/419 E. 2020/3875 K. 23.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/419
KARAR NO : 2020/3875
KARAR TARİHİ : 23.06.2020

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kal

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 582 yevmiye numaralı 640 m2 miktarlı (revizyon görmek suretiyle 129 ada 58 parsel sayılı) taşınmazın maliki olduğunu, davalı tarafın ise komşu parsel maliki olduğunu, davalının, taşınmazın kuzey kısmındaki biriketlerin üzerine beton atarak bina inşa etmeye başladığını, yaptığı evin pencerelerini de bu duvar üzerinde bıraktığını açıklayarak, davalının yaptığı inşaatın tecavüzlü kısımlarının kal’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Devrek Kadastro Mahkemesinin 2006/9 Esas, 2014/151 Karar sayılı dosyası ile dava konusu taşınmazlara ilişkin tescil hükmü kurulduğu, Kadastro Mahkemesi hükmüne, eldeki dosya arasında bulunan Fen bilirkişisi Ömer Aycan tarafından hazırlanan 12.06.2012 tarihli raporun esas alındığı, rapora ekli kroki incelendiğinde men’i müdahale ve kal davasına konu duvar ve üzerine yapılan inşaatın gösterildiği, söz konusu duvarın her iki parsel yönünden sınır olarak belirtilmiş olduğu evveliyatından beri de bu şekilde kullanıldığı bu sebeple taşınmazlar arasındaki duvarın dolayısıyla üzerindeki inşaatın bir müdahale oluşturmadığı kanaatinin belirtildiği, Kadastro Mahkemesinin kararının 25.03.2015 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, dava konusu duvarın taraflar arasında uzun yıllardır bulunduğu, sınırlarının bu şekilde belirlendiği, inşaatın da bu duvarın üzerine yapıldığı dolayısıyla davalı tarafından davacı taşınmazına fiili bir müdahalenin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava tecavüzlü yapının kal’i isteğine yöneliktir.
4721 sayılı TMK’nin 721. maddesine göre, “İki taşınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvar, parmaklık, çit gibi sınırlıklar, aksi ispat edilmedikçe, her iki komşunun paylı malı sayılır.” Yine, aynı yasanın paylı mülkiyette genel kuralları düzenleyen 688/2. maddesi gereğince de, “Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır.”
Buna göre; dava konusu müşterek sınırdaki duvarda taraflar 1/2 oranında paylı maliklerdir.
Hal böyle olunca, davalının, davacıyla müşterek sınırındaki ortak duvar üzerine inşaat yapmak suretiyle davacının mülkiyet hakkına tecavüz ettiğinin kabulü gerekir.
Bu durumda Mahkemece davacının talebi doğrultusunda müşterek sınır üzerindeki ortak duvara davalı tarafça yapılan inşaatın tecavüzlü kısmının tespit edilerek, bu kısmın kal’ine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.